HÜSEYİN GÜNDOĞDU

Colleen Hoover’ın dünya çapında çok satan aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan psikolojik gerilim filmi “Verity”, 2 Ekim 2026’da vizyona girmesiyle birlikte gişede bir numaraya yerleşti. Ancak bu ticari zafer, sinema yazarları arasında ciddi bir kutuplaşmayı da beraberinde getirdi. Karşımızda, geniş kitleleri sinema salonlarına çeken ama “ucuz roman” (pulp) havasındaki anlatımıyla eleştirmenleri ikiye bölen, son dönemin en tartışmalı yapımlarından biri var.

İki kadın hikayesi

Yönetmen koltuğunda, daha önce yönettiği “The Big Sick” filminden tanıdığımız Michael Showalter’ın oturduğu; Anne Hathaway, Dakota Johnson ve Josh Hartnett gibi yıldız isimleri bir araya getiren Verity, bir kaza sonucu hareket kabiliyetini yitiren ve popüler serisinin son üç kitabını tamamlayamayan zengin ve ünlü yazar Verity Crawford’un (Anne Hathaway) yerine, onun adına kitap yazma işini üstlenen, nispeten başarılı ancak maddi sıkıntı içinde olan bir başka kadın yazarın Lowen Ashleigh’in (Dakota Johnson) hikâyesini anlatıyor.

Verity’nin notlarını ve taslaklarını incelemek için, Lowen, Verity’nin kocası Jeremy (Josh Hartnett) ve oğulları Crew ile birlikte yaşadıkları şehirden uzaktaki eve taşınır. Evi kurcalarken, tüyler ürpertici iddialar içeren, gizlenmiş ve görünüşe göre otobiyografik notlarını bulur. Bu notlardaki gerçek daha önce kocasının bulduğu mektuptakinin tam tersidir. İşte o an geçmişe ve geleceğe dönük felaketler zinciri başlar. Gerçekle kurgu birbirine karışmıştır. Acaba bütün olanlar bir yalan etrafında mı biçimlenmiştir? Filmin finalinde Verity’nin, hayattayken Sean Evans adlı gazeteciye (bu gerçek bir kişi) Youtube yayınında verdiği bir röportajda, yazmanın en sevdiği yanlarından birinin gerçeği çarpıtmanın yollarını bulmak olduğunu söylediğini şaşkınlıkla görüyoruz. Ama hangi yazı kurgudur? Mektup mu, yoksa el yazması mı? Bunu asla bilemeyiz.

100 milyon dolar gişe yaptı

Finansal açıdan bakıldığında, film Amazon MGM Studios için tam anlamıyla bir piyango. Sinema endüstrisinde bir yapımın kâra geçmesi için gereken standart başabaş noktasının 100 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Prodüksiyonu 40 milyon dolara mal olan film en pahalı Coleen Hoover uyarlaması olmuştu.

Ne var ki, yapım stüdyosunun kasasını dolduran bu yoğun seyirci ilgisine rağmen, eleştirmenler hikayeyi inandırıcı olmaktan uzak, aşırı karmaşık kurguya sahip ve üslup açısından tutarsız olarak nitelendiriyor. Filme yöneltilen en büyük oklar ise temposuna ve türün hakkını verememesine yönelik. Verity, kitabın o sınır tanımayan, karanlık potansiyelinden sık sık uzaklaşarak seyirciyi ucuz bir erotik gerilim atmosferine hapsetmekle ve bu türe bile tam anlamıyla bağlı kalamamakla eleştiriliyor. Sinema dünyasının prestijli mecralarında film hakkında yayınlanan kritikler şöyle:

Pluggedin, filmin tamamen şok etkisi yaratma çabasına odaklandığını belirterek, “Filmin tamamı, sanki izleyicisini bir başka karanlık köşeye çekmek, bir başka sürprizle karşı karşıya getirmek ve aldatma ile cinayet yoluyla ahlaksızlığın derinliklerine gittikçe daha da batırmak için var gibi görünüyor…” yorumunu yapıyor.

Deadline, projenin potansiyelini harcadığını savunarak sektörel bir karşılaştırmaya gidiyor: “Anne Hathaway ve Dakota Johnson’ın akıllıca seçilmesiyle bu kadın odaklı hikâye umut verici görünüyordu, ancak geçen yılın sürpriz gişe başarısı olan ve yine Sydney Sweeney ile Amanda Seyfried gibi iki büyük kadın yıldızın başrollerini paylaştığı The Housemaid’in hemen ardından gelen bu film, masada kalmış yemek artıkları hissi veriyor.”

Roger Ebert ise Dakota Johnson’ın performansına ayrı bir parantez açarak karaktere dikkat çekiyor: “Johnson, kimsenin canını yakamayacak kadar endişeli, yaralı, güvensiz ve fiziksel olarak minyon görünen, ancak ihanete neredeyse sınırsız bir yatkınlık barındıran, belirli bir tür kültürlü ve genel kabul görmüş çekiciliğe sahip genç bir kadını betimliyor.”

Filmin En Büyük Kazancı: Anne Hathaway

Tüm bu negatif eleştiri yağmurunun altında, hemen her eleştirmenin birleştiği tek bir ortak nokta var: Anne Hathaway. Hareket kabiliyeti kısıtlanmış yazar Verity rolünde izlediğimiz Hathaway, abartılı ama bir o kadar da hipnotize edici performansıyla filmin en büyük kurtarıcı unsuru olarak göze çarpıyor. Hatta birçok yabancı eleştirmen, onun bu tekinsiz roldeki başarısını övüyor. Bence de ünlü oyuncu; etrafındakileri büyüleyen, manipüle eden, baştan çıkaran ama aynı zamanda dokunduğu her hayatı karanlığıyla yavaş yavaş karartan o tehlikeli ve tekinsiz ‘aura’yı ekrana mükemmel yansıtıyor. Fantastik olmayan bir hikayeyi fantastikmiş gibi hissettirmeyi çok iyi başarıyor.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın