TSKB Ekonomik Araştırmalar tarafından hazırlanan “Ekosisteme Dair”in 20. sayısı, bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde ve başkanlığında Antalya’da gerçekleşecek olan COP31’e odaklanıyor. Yeni sayı, Türkiye’nin yeşil dönüşüm yolculuğundan enerji bağımsızlığına, adil geçişten yapay zekâya kadar geniş bir yelpazeyi mercek altına alıyor.

TSKB Ekonomik Araştırmalar tarafından periyodik olarak yayımlanan Ekosisteme Dair’in 20. sayısı, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek olan ve küresel iklim diplomasisinin en kritik buluşmalarından biri kabul edilen 31. Taraflar Konferansı’nı (COP31) odağına alıyor.

Bu sayıda; COP31 hazırlık sürecinde makro-kalkınma perspektifinde öne çıkan temel başlıklar detaylandırılıyor. Enerji dönüşümü, emisyon hedefleri, adil geçiş ve yeni yatırımların yanı sıra; fosil yakıt ithalatını azaltarak sağlanan tasarrufve teknolojik gelişmeler gibi pek çok konu COP parantezinde kapsamlı bir şekilde inceleniyor. Rapor, zirve öncesinde ve esnasında tartışılacak kritik gündem maddelerine yönelik veri temelli bir bakış açısı sunuyor.

Ekosisteme Dair 20. sayısında öne çıkan satır başları şöyle sıralanıyor:

  • COP31 Antalya, iklim diplomasisindeki öneminin yanı sıra, konferansa ev sahipliği yapacak olan Türkiye için daha özel bir anlam taşıyor. Bu konferansın başarısı sadece “iyi ev sahipliği” ile sınırlı kalmamalı, küresel iklim ajandasında yeni bir kilometre taşı olarak anılmayı başarmalı.
  • Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedefine ulaşabilmesi için 2035’ten itibaren emisyon azaltımının yıllık %20’ye ulaşması gerekirken, bu doğrultuda atılan adımlara yutak alanları artırmaya yönelik hedeflerin de dahil edilmesine ihtiyaç duyuluyor.
  • Özellikle son 20 yılda rüzgâr ve güneş yatırımlarının ve kapasitenin artırılması, elektrik depolama tesislerinin sisteme entegrasyonu ve bu teknolojileri destekleyecek şebeke altyapısının kurgulanması gibi adımlar Türkiye’nin enerji dönüşümünde önemli bir rol oynuyor.
  • TSKB Ekonomik Araştırmalar’ın hesaplamalarına göre son 20 yılda, artan yenilenebilir enerji kullanımının enerji ithalatı faturasında 78 milyar dolarlık bir tasarruf sağladığı görülüyor.
  • İklim değişikliğiyle mücadeleyi sadece bir “karbon matematiği” olmaktan çıkarıp insan odaklı bir perspektife taşıyan adil geçiş süreci, yerel katılımı, sosyal diyaloğu ve iş gücünün yeni nesil yetkinliklerle donatıldığı kapsayıcı bir beceri seferberliğini odağına alan bütüncül bir toplumsal dönüşümü gerektiriyor.
  • Yapay zekâ, tarımda ve imalat sanayinde kaynak kullanımını azaltmak, maliyetleri düşürmek ve verimliliği artırmak için kullanılarak önemli bir fayda sağlıyor. Fakat ekosistem krizine yanıt verebilmek için yapay zekânın yanı sıra farklı birçok teknolojik alanda ilerlemeye ihtiyaç duyuluyor.
  • Kişi başına düşen yenilenebilir doğal kaynaklar 1995-2020 arasındaki 25 yıllık dönemde %20‘nin üzerinde bir azalış kaydetmiş durumda. Doğanın maruz kaldığı tahribatı azaltmak artık yeterli bir çözüm olmaktan uzak. Bu tahribatı azaltmanın ötesinde verilen zararın onarımı için de çaba sarf etmemiz gerekiyor. Bu sene Türkiye’de gerçekleşecek olan COP31 toplantıları bunun için ideal bir fırsat gibi görünüyor.
  • Yeşil dönüşüm yatırımların finansmanında vergi teşvikleri ve garanti mekanizmaları yanında kalkınma bankası kredileri, yeşil tahviller, yeşil ve sürdürülebilirlik bağlantılı krediler ve kamu-özel sektör iş birliklerini içeren sermaye piyasası uygulamaları da ön plana çıkıyor.
  • COP31’in, su güvencesi, gıda güvencesi ve sağlık sistemleri gibi iklim değişikliğine uyum alanlarında tartışmalara yeni bir soluk getireceği düşünülüyor.
  • Ülkemizin liderliğinde başlatılan ve 2021 yılında Birleşmiş Milletler ve diğer küresel kuruluşlarla iş birliği yapılarak dünya genelinde tanıtılan Sıfır Atık Hareketi, COP31 sürecinde, dünyaya yayılma potansiyeli ve etkisi ile güçlü vurgulardan birisi olacak.
  • Sorunun iklim krizinin ötesinde bir ekosistem krizi haline gelmesi “doğa pozitif” ve “onarıcılık” vurgularının daha fazla öne çıkmasına neden oluyor. Türkiye’nin COP31’i bu vurguların somutlaştığı bir dönüm noktası haline getirmesi, ekosistem kriziyle mücadelede kalıcı bir iz bırakma fırsatı sunabilir.

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın