OSMAN ÇAKMAK
Karadeniz’de yine aynı tartışma:
“Kaç lira olacak?”
Oysa mesele artık fiyat değil.
Mesele, oyunu kimin kurduğu.
Son günlerde CHP’nin Gölge Tarım Bakanı Sencer Solakoğlu’nun Ordu’daki açıklamaları tartışma yarattı. Özellikle iki başlık dikkat çekti:
“Ferrero’ya rakip olmaya gerek yok.”
“ABD borsası 1.7 dolardan açtı.”
Bu iki cümle, fındık tartışmasının kalbine dokunuyor. Ama aynı zamanda ciddi bir stratejik ve teknik sorgulamayı da zorunlu kılıyor.
ABD’de 1.7 Dolar Gerçek mi?
Önce teknik konu.
ABD’de fındık, buğday veya mısır gibi organize bir emtia borsasında işlem gören bir ürün değil. Resmi bir “hazelnut exchange price” yok.
Yani
( “Fındığın borsada oluşan resmi işlem fiyatı” veya daha sade haliyle:
“Fındık borsa fiyatı”)
ABD piyasasında fiyat oluşumu büyük ölçüde şu yapı üzerinden gerçekleşiyor:
George Packing Company
Oregon’daki üretim ve pazarlamanın büyük bölümünü yöneten entegre bir yapı.
2024 sezonunda açıklanan fiyatlar:
Eylül döneminde yaklaşık 2.20 $/lb civarında
Sezon içi güncellemelerle bazı kalitelerde 4.40 $/lb seviyeleri
ABD sistemi pound (lb) bazlıdır, kilogram bazlı değil. Yani
Libre olarak geçer.
Ancak günlük kullanımda genellikle:
Pound (Amerikan/İngiliz ağırlık birimi) denir.
1 pound (lb) = 0,453592 kilogram
Yani yaklaşık 454 gram.
Bu yüzden ABD fiyatlarını doğru yorumlamak için önce pound’u kiloya çevirmek gerekir.
1.7 dolar/kg gibi bir rakam:
ABD üretim maliyetinin altında
Oregon üreticisinin bahçeye girmeyeceği seviyede
Dolayısıyla “ABD borsası 1.7 dolardan açtı” ifadesi teknik olarak doğru değildir.
Ya yanlış aktarılmış bir veri, ya da farklı bir referansın hatalı yorumudur.
Fındık gibi stratejik bir üründe veri, slogandan daha önemlidir.
“Ferrero’ya Rakip Olmayalım” Meselesi
Ferrero
Dünya fındık tüketiminin en büyük oyuncularından biri.
Burada iki ayrı bakış var:
Gerçekçi taraf:
Ferrero’nun ölçeğinde bir markayla aynı segmentte yarışmak kolay değil.
Tehlikeli taraf:
“Rakip olmayalım” yaklaşımı uzun vadede Türkiye’yi sadece ham madde tedarikçisi konumuna sabitleyebilir.
Rakip olmak illa Nutella üretmek değildir.
Ama katma değere ortak olmak zorundasın.
Aksi halde:
Sen üretirsin,
Başkası işler,
Başkası markalar,
Başkası kazanır.
Ve sen her yıl “kaç TL olacak?” diye beklersin.
“Fındık Antep Fıstığının Yolunda” mı?
Antep fıstığı örneği doğru bir uyarıdır.
ABD, büyük plantasyonlar ve mekanizasyonla dünya liderliğini ele geçirdi.
Ama unutulmamalı:
Fındıkta Türkiye hâlâ %65–70 üretim payına sahip.
Henüz kontrol kaybedilmiş değil.
Risk var mı?
Evet.
Ama mesele panik değil, organizasyon.
Asıl Sorun: Fiyat Değil, Yapı
Türkiye’de tartışma hep şu eksende:
“Fiyatı alıcı mı belirliyor, satıcı mı?”
Oysa dünyada fiyat:
Ölçekle,
Sözleşmeyle,
Finansman gücüyle,
Entegre yapıyla belirlenir.
ABD modelinin gücü fiyat açıklamak değil, organizasyon kurmaktır.
Türkiye’de ise:
Küçük ve parçalı arazi
Hasat sonrası nakit ihtiyacı
Zayıf kooperatif yapısı
Sorun buradadır.
“Rakip olmayalım” değil,
“Akıllı rakip olalım” olmalı.
Devletten destek beklemek kadar,
özel sektörün entegre yatırım yapması da şart.
Türkiye:
Sadece kabuklu satarsa zayıf kalır.
İşler, markalar, sözleşmeli satar ve veri üretirse güçlenir.
Fındık elden gidiyor mu?
Hayır.
Ama oyun değişiyor.
Eğer biz:
Sadece fiyat konuşur,
Yapıyı kurmaz,
Katma değeri dışarıya bırakır,
Veriyi yönetmezsek…
O zaman bir gün gerçekten 80 TL tartışır hale geliriz.
Fındığın kaderi bahçede değil.
Masada yazılıyor.
Ve o masada güçlü olan, üretim miktarı değil;
organizasyon gücüdür.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
