Osman Çakmak

Fındıkta 2025–2026 sezonuna girerken sektör yine çetin bir tartışmanın eşiğinde. Rekolte tahminleri birbirini tutmuyor, fiyatlar baskı altında ve üreticiyle piyasa aktörleri arasında belirsizlikten doğan bir güvensizlik duvarı örülüyor. Ancak tüm bu karmaşa içinde dikkat çeken bir ses var: TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın serinkanlı ve yerinde açıklamaları.

Don, Tahminler ve 91 Bin Tonluk Bilmece

Şubat ayında Karadeniz’de yaşanan zirai don, birçok tarım ürününü vurduğu gibi fındığı da derinden etkiledi. Bunun ardından ortaya çıkan rekolte tahminleri ise sektörün ne denli büyük bir bilgi asimetrisi içinde olduğunu gözler önüne serdi. Uluslararası Sert Kabuklu Meyveler Konseyi’nin (INC) 609 bin tonluk tahmini ile TÜİK’in 520 bin tonluk öngörüsü arasında 91 bin tonluk fark var. Bu yalnızca sayısal bir fark değil; ihracat planlamasından iç piyasa dengesine, çiftçinin gelir beklentisinden sanayicinin stoklamasına kadar her alanda etkili olacak bir uçurum.

TMOnun Satış Kararı

Fiyatlar Düşerken Gerçek Ne?

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2022 yılı mahsulünü satışa çıkarması da tartışmaların tam ortasında. Serbest piyasada fiyatların 230 TL’den 170–180 TL bandına düşmesinin sebebi olarak TMO gösteriliyor. Oysa ortada kamu kaynaklarını yöneten, ekonomik israfa izin vermemesi gereken bir kurum var. Güldal’ın ifadeleri burada çok net: “Bu ürünler üçüncü yılına girdi, bekletilirse dördüncü yıla devredecek. Milli serveti çürütmek yerine ekonomiye kazandırmak istiyoruz.”

Bu açıklama, aslında kamu yöneticiliği bakımından örnek alınması gereken bir rasyonalite taşıyor. TMO’nun asli görevi, sadece fiyat kollamak değil; aynı zamanda stok yönetimini rasyonel, sürdürülebilir ve milli çıkar gözeterek yapmaktır. Fındık gibi hassas bir ürünün yıllarca bekletilmesinin kalite kaybı ve ekonomik zarar getireceği açıktır.

Spekülatör mü, Üretici mi Kayıp Ediyor?

Güldal’ın en dikkat çekici ifadelerinden biri de şu: “Bu satışlar üreticiyi değil, ticari depolarda mal tutanları etkiliyor.” Burada aslında tarım sektörünün kronik bir yarasına parmak basılıyor. Ürünü tarladan çıkar çıkmaz değil, aylar sonra “yükselecek” diye bekleten aktörler, piyasayı manipüle eder hale geliyor. TMO’nun bu oyunlara set çekme amacı, doğru bir stratejidir. Ancak bu adımlar atılırken üreticiye şeffaf bilgi sunulmalı, çiftçinin tereddüdü giderilmelidir.

Suçlu Değil, Çözüm Arayalım

Fındık sektörünün artık suçlu aramak yerine ortak akılla geleceği planlamaya ihtiyacı var. Rekolte tahminlerinin daha sağlıklı yapılması, TMO’nun satış politikalarının şeffaf ve zamana yayılarak yürütülmesi, ihracatçının ham maddeye erişiminde istikrar sağlanması gibi birçok başlık önümüzde duruyor.

TMO burada yalnız değil; üniversiteler, Ziraat Odaları, ihracatçı birlikleri ve çiftçi örgütleriyle birlikte ulusal fındık stratejisi oluşturulmalı. Aksi takdirde her yıl aynı belirsizliği yaşar, her sezon aynı fırtınanın içinde yolumuzu ararız.

Bu sezonun tartışmaları, fındıkta daha büyük bir sorunun yansımasıdır: Planlama eksikliği. TMO Genel Müdürü’nün doğru temellere oturan açıklamaları, sektörün daha sağduyulu bir zemine taşınması için fırsattır. Şimdi yapılması gereken, bu açıklamalara kulak verip, günü değil geleceği kurtaracak politikalar üretmektir.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın