Etik ve İtibar Derneği tarafından düzenlenen 8. Uluslararası Etik Zirvesi’nin ikinci günü 17 Şubat’ta çevrimiçi olarak gerçekleşti. Zirvenin 2. Gününde  “Kapsayıcı Perspektifle Çeşitliliğin Renkleri” teması ele alındı.

İş dünyası, akademisyen ve hukuk çevrelerince yakından takip edilen ve ilki 10 Şubat’ta gerçekleştirilen Uluslararası Etik Zirvesi’nin ikinci günü 17 Şubat’ta çevrimiçi olarak gerçekleşti.

Çeşitlilik ve Kapsayıcılık temasının her yönüyle ele alındığı zirvede açılış konuşmasını yapan TEİD Yönetim Kurulu Üyesi Av. Meltem Azbazdar, “TEİD Çeşitlilik ve kapsayıcılık Komitesinin çalışmaları sırasında, şirketlerin ticari alanda çok rekabetçi olmalarına karşın çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi bir konuda daha işbirlikçi, birbirinden ilham alan ve birbirinden öğrenen şekilde davrandıkları ortaya çıktı. Şirketler olarak çeşitlilik ve kapsayıcılık konusu ilk gündemimize geldiğinde biz bu konuya tek perspektiften bakıyorduk. Çünkü bu konu, kadın erkek eşitliği, eşit ücret, cinsiyet dengesi konusuyla sınırlandırılmıştı. Bu da çeşitlilik ve kapsayıcılık konusuna kapsayıcı bakmamaya sebep oluyordu. Bugün geldiğimiz noktada çeşitlilik ve kapsayıcılık konusunu incelerken ve çalışırken artık engelsiz işyerleri, önyargısız çalışma ortamları, bizi olduğumuz gibi kabul eden işyerleri, kapsayıcı yöneticiler gibi konularını da ele alıyoruz.” şeklinde konuştu.

TEİD Yönetim Kurulu Üyesi Av. Filiz Toprak Esin, “Pandemi süreci hepimizi çok etkiledi. Ama yaşadığımız ayrımcılıklar ve kapsayıcı olmayan uygulamalar, pandemi sürecinde farkındalığımızı da çok artırdı. Bu olağanüstü günlerden geçerken bundan öğretici şeyler çıkarabileceğimizi düşündük ve zirvemizi bu konuya ayırdık.” dedi.

Zirvede konuşmacı olarak yer alan Socrates Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Caner Eler de, engelli bir birey olarak yaşadığı zorlukları dile getirerek şunları söyledi:

“Engelli bir bireyim. Bir bacağım protez. Biz genelde toplumsal yaşam akışımız içinde farklı kesimlerin de yaşayacak olması gerektiğini unutuyoruz. Farklı deneyimleri de ele almak lazım. Toplum içinde kalıplaşmış tabular var ki biraz daha cesaretlendirmek ve uygun ortamı herkes için hazırlamak gerekiyor. Buna sadece engelliler değil, her farklı kesim dahil. Ben de önyargılarla karşılaştım. İş başvurularımda engelli olduğumu belirtmedim. İş görüşmelerinde beni görünce şaşırdılar. İşyerine gidip geldim yılmadım. Engelli bireyleri cesaretlendirmek, hayata katılma enerjisini verebilmek önemli. Vazgeçmeyi sağlayan unsurları azaltmak büyük önem taşıyor. Şirketlere ve yöneticilere düşen en önemli görevlerden biri cesaretlendirici eko sistemi oluşturabilmek.”

L’Oréal Türkiye Genel Müdürü Laurent Duffier konuşmasında; bir güzellik şirketi olarak “Herkes için Güzellik” misyonumuzu dünyanın her yerinde hayata geçiriyoruz. Güzellik istek ve beklentileri çok çeşitli olduğundan, çalışanlarımızın da bu çeşitliliği temsil etmesi gerektiğine inanıyoruz. Aynı zamanda yeni bir ürün veya reklamlar tasarlarken farklı bakış açılarından ve daha zengin bir şirket kültüründen faydalanmış oluyoruz. Elbette bir Kurumsal Yurtdaş olarak dünyada olumlu bir etki yaratmak ve böylece herkesin kendisine değer verildiğini hissedebileceği çeşitli bir iş yerini tercih etmek bizim görevimizdir. Bir bakıma Çeşitlilik ve Kapsayıcılık ilham kaynağımızın enerjisi.

Çeşitlilik politikamızın ana odak alanlarından biri Kadınlar. L’Oréal Türkiye’de işe alım, terfi ve ücretlendirmede tam cinsiyet eşitliği sağlıyoruz. Kadınlara farklı yaşam döngülerinde ve özellikle doğum öncesi ve sonrasında eşlik ediyoruz. Ek olarak 20 yılı aşkın bir süredir, “L’OREAL-UNESCO Bilim Kadınları İçin” programımızla “Dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var” inancımızla kadınları bilimsel kariyer benimsemeye teşvik ediyoruz. Türk kadınları bilimde özellikle yetenekli, L’Oréal Türkiye bu programa en çok katkıda bulunan 5 kişi arasında yer alıyor ve bu da hepimizi gururlandırıyor.” derken, L’Oréal Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Demet Akman; “Firmamızda globalde liderlik seviyesinde %54 kadın yöneticimiz var. Türkiye’de ise üst düzey yöneticilerimizin %58’i kadın. Bütün yönetim kadromuzda %50’nin üzerinde kadın katılımı mevcut. Bu çalışma şeklimizden de belli oluyor ve bu durum dışarıdan da tanınıyor diyebiliriz çünkü L’Oréal üst üste dördüncü kez Bloomberg’in 2021 Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde yer almaya hak kazandı. Uzun vadede gösterdiğimiz çabalarımızın, çeşitlilik ve kapsayıcılık politikaları kapsamında tanındığını anlıyoruz. Ekibimizi yenilikçilik ve yaratıcılık konularında teşvik ediyoruz.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

Big Chefs Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Cizreli ise, “Kapsayıcı liderlik ve çeşitlilik artık olmazsa olmazlarımız. Pandeminden sonra dünya başka bir boyuta evrildi. Eskiden liderler zeki, güçlü ve tek başına kahramanlar olarak görünürlerdi ve yalnızdılar. Şirket içinde koltuk bırakmama durumu vardır. Koltuk bırakmanın olumlu etkilerini bizzat gördüm. Bütün liderler için gerekli. Cinsiyet, din, etnik köken maalesef hala dünyanın ayıbı. Bir liderin ekibini doğru yönetmesi çok önemli. Bu kadar hızlı dijital dönüşüme tek başınıza ayak uydurmak mümkün değil. Aile olabilmek çok önemli. Kararları ortak verebilmek, tekdir etmek edilebilmek büyük önem taşıyor.” şeklinde konuştu.

Philip Morris Sabancı Genel Müdürü Filiz Yavuz Diren de; “İşin özünde insana değer vermek ve insanı güçlü kılmak var. Ayrım yapmaksızın insana değer verirseniz zaten kapsayıcı oluyorsunuz. Çalışanlarımız ve değer zincirimiz için yaptığımız çalışmalarda görüyoruz ki bazen küçük bir fikirle bile birilerinin hayatına dokunmak mümkün. Geç saatlere kadar çalışan kadın bakkallarımıza sağladığımız güvenlik butonu uygulaması, iş hayatına yeni atılmış ve genç girişimci kadınlara verdiğimiz mentorluk seansları, tarladaki kadın çiftçilere verdiğimiz eğitimler onların hayatlarında büyük farklar yaratabiliyor. Diğer yandan toplumsal öğretilerin ve önkabullerin etkisiyle iş hayatında kadınlar hala “acaba seçme hakkımız var mı” diye düşünebiliyor. Kadınlar haklarının farkında değil ve istemek kadınlar için çok kolay olmayabiliyor. Bu nedenle iş hayatında kadını desteklemek çok önemli. Biz Philip Morris Sabancı ailesi olarak toplumda fark yaratabileceğimiz her alanda, ekosistemimizdeki tüm paydaşlarımız ile  kapsayıcılık ve çeşitlilik için çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

Mey Diageo Türkiye Genel Müdürü Levent Kömür de; şirketlerin sürdürülebilirliğiyle ilgili belirsizliklerin olduğunu ve pandemiyle birlikte bu belirsizliklerin daha da arttığını kaydederek, “Herhangi bir sistemde bir belirsizlik varsa iki şeyi enjekte etmek durumundasınız. Biri empati, iki perspektif. Sistemi yönetenler ne kadar geniş bir perspektife sahip olurlarsa o sistem o krizden çıkar. Empati ve perspektif de çeşitlilik ve kapsayıcılıkla gelecektir. Ayakta kalan medeniyetlere bakıldığınca çoğunun en önemli nedenlerinden biri kapsayıcılıktır. İnsanın yetişme, büyüme şekli, bir şekilde bugünkü hayatına getiriyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılık yolculuğunda en büyük zorluk bilinçsiz ön yargılar. Bunlardan kurtulduğumuzda bu yolculuk daha kolay ve hızlı oluyor. Kolay değil ama bir yerden başlamak gerekiyor. Bir ortamda adalet ve şeffaflık varsa fırsat eşitliği kendi kendine yeşeriyor, su vermenize gerek kalmıyor.” diye konuştu.

TEİD Uluslararası Etik Zirvesi, merkezinde paydaş hakları, bütünsel anlayışın ve sürdürülebilirliğin olduğu bilinçli kapitalizm modelini, günümüz dinamikleri ile tartışmaya açmak üzere “Yeni Eşikler, Yeni Ufuklar’’ teması ile gerçekleşiyor. İlk ikisi 10-17 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen zirvenin diğer iki günü 24 Şubat ve 3 Mart tarihlerinde saat 17:00-19:00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Zirvede “En Zayıf Halkan Kadar Güçlüsün, Üçüncü Taraflardan Kaynaklanan Risklerin Farkında mısınız?” ve “Dijital Geleceğin Etik Tasarımı” konuları ele alınacak.