Yapı Kredi, Euromoney tarafından üst üste üçüncü kez “Türkiye’nin En İyi Dış Ticaret Finansmanı Bankası” seçildi. Yapı Kredi’den yapılan yazılı açıklamaya göre Euromoney’in “Dış Ticaret Finansmanı Araştırması 2017” kapsamında banka, müşteri odaklı yaklaşımı ve ihtiyaca yönelik ürün ve hizmetleriyle dış ticaret yapan şirketlerin oylarıyla bir kez daha birinciliğe layık görüldü. Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Feza Tan, ülke ekonomisine katkıda bulunan farklı ölçekteki tüm kurumlara üst seviyede hizmet sunduklarını belirterek, Yapı Kredi müşterilerine özel ürünler sunup, danışmanlık hizmeti sağladıklarını, tahsilatlarda ve ödemelerde önerdikleri alternatiflerle de çözüm ortağı olduklarını aktardı. Tan şunları kaydetti: “Alanında deneyimli uzman ekibimizle dış ticaret finansmanı alanında yaygın muhabir ağımızı kullanarak akreditif kredisi, harici garantiler, kabul/aval kredileri, ülke kredileri, Eximbank kredileri, sigortalı ihracat finansmanı, forfaiting ve ihracat faktoringi ile birlikte ithalat ve ihracat işlemlerine yönelik ürün ve hizmetler sunuyoruz. Ayrıca firmaların yurt dışı finansman imkanlarından yararlanmalarına da yardımcı oluyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), International Finance Corporation (IFC) veya Avrupa Yatırım Bankası (EIB) tarafından sağlanan fonlardan da müşterilerimizin yararlanmalarına imkan tanıyoruz. Euler Hermes, SACE, EKF gibi geleneksel ihracat kredi kuruluşlarını desteğinin yanı sıra Japon Exim, Kore Exim, Tayvan Exim gibi ülke kredisi kuruluşları ile çerçeve anlaşmaları veya projeye özel anlaşmalar gerçekleştiriyoruz. 3 senedir Euromoney tarafından yürütülen araştırmada müşterilerimizin oylarıyla birinci seçilmek, müşterilerimizle kurduğumuz karşılıklı güven ilişkisinin çok önemli bir göstergesi niteliğinde. Kurumsal ve Ticari Bankacılık alanında son derece başarılı bir yılın ardından, finans kurumlarının müşterileri özelinde araştırılan ve binlerce katılımcının oylarıyla belirlenen bu araştırmada ilk sırada yer almaktan dolayı mutluluk duyuyoruz.”

Philips Orta Doğu ve Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Arjen Radder, “Türkiye’de her yıl 175 bin kişiye kanser teşhisi konuyor. 125 bin kişi ise kalp krizinden hayatını kaybediyor. Hastalıklarda hastalar için erken ve doğru teşhis çok önemli” ifadelerini kullandı.
Phillips açıklamasına göre Radder, sağlıkla ilgili veriler paylaşarak, Türkiye’ye teknolojik sağlık çözümleri sunmaya devam edeceklerini belirtti.
Türkiye’de KOAH hastası sayısının 3,2 milyona, diyabet hastası sayısının ise 7 milyona ulaştığını aktaran Radder, “Yaklaşık 20 milyon yetişkin yüksek tansiyon rahatsızlığı yaşarken, toplumun yüzde 33,7’si obez statüsünde. Öte yandan yaptığımız araştırmalar ve aldığımız geri bildirimler gösteriyor ki, insanlar günlük hayatlarında yaşadıkları rahatsızlıklarla sahip oldukları ya da olacakları hastalıklar arasında bağlantı kurmuyor. Oysa akıllı cihazlardan elde edilen verileri, hastane kayıtları ve nüfusun genel sağlık bilgilerini bağlantılı bir şekilde değerlendirmek mümkün. Bir kişinin tansiyon, nabız, kan şekeri gibi bilgilerini alıp tüm nüfusla kıyaslayarak ona özel öngörülerde ve kişisel tedavi önerilerinde bulunabilir hale geleceğiz.” bilgilerini verdi.
“Önlem alma, teşhis, tedavi ve evde bakıma kadar pek çok alanda ürünlerimiz var”
Türkiye’de sağlık teknolojileri alanındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Dr. Arjen Radder şunları kaydetti:
“Sağlık bakımı giderek kişiselleşiyor. Türkiye’de her yıl 175 bin kişiye kanser teşhisi konuyor. 125 bin kişi ise kalp krizinden hayatını kaybediyor. Hastalıklarda hastalar için erken ve doğru teşhis çok önemli. Bağlantılı bir dünyada sağlık teknolojileri teşhis ve tedavi süreçlerinin hem hasta deneyimi açısından hem de altyapısal anlamda daha verimli hale gelmesini sağlayacak.
Akıllı cihazlar, yeni uygulamalar ve sağlık teknolojileri çözümleri sayesinde, insanlar henüz hasta olmadan hastalıklara karşı önlem alınabilecek. Türkiye’de 87 yıldır faaliyetlerimizi sürdüyoruz. Philips olarak, Sağlık Döngüsü (Health Continuum) yaklaşımımız kapsamında sağlıklı yaşamdan başlayarak önlem alma, teşhis, tedavi ve evde bakıma kadar pek çok alanda ürünlerimiz ve çözümlerimizle her gün, her yaştan insanın yaşamını iyileştirecek yenilikler sunmaya devam edeceğiz.”
Philips’in anlamlı ve sürdürülebilir inovasyonlar yaparak dünyayı daha sağlıklı hale getirmeyi hedeflediğini belirten Radder, marka olarak daha düşük maliyetli sağlık çözümlerine erişiminin artması için inovasyonun önemini geçmişten bu yana vurguladıklarını kaydetti.
Philips, 2025 yılına kadar 3 milyar kişinin hayatını iyileştirmeyi hedefliyor
Açıklamada yer verilen bilgilere göre, DNA’sında inovasyon yer alan Philips, tüm dünyayı ilgilendiren kronik hastalıklar sorununa odaklanıyor ve bu doğrultuda tüm ürün ve çözüm portföyünde Sağlık Döngüsü yaklaşımını benimsiyor.
İlk patentini 1905’te alan, her sene satışlarının yüzde 7,9’unu Ar-Ge çalışmalarına ayıran ve 76 bin patenti bulunan Philips, 2025 yılına kadar 3 milyar kişinin hayatına dokunarak iyileştirmeyi hedefliyor. Philips, ürünleriyle tasarım yarışmalarında her yıl 100’den fazla ödül kazanıyor.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın