Uludağ Ekonomi Zirvesi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aydın, “Türk bankacılık sistemindeki kredilerin geri dönüşlerinde bir miktar sıkıntıların var olduğunu görmeye başladık. Ama kesinlikle yönetilebilir düzeydedir, hem firma ayağı bunu yönetebilecek kalite, kapasite ve kalibrededir hem de Türk bankacılık sistemi gerek sermaye yeterliliği gerek likidite açısından bu süreci yönetebilecek durumdadır” dedi.
BDDK verilerine göre, bankacılık sektörünün kredileri ocak sonunda yüzde 19.3 artışla 1.5 trilyon liraya ulaştı. Brüt takipteki alacakların toplam nakdi kredilere oranı Ocak 2015’te yüzde 2.87, Ocak 2016’da da yüzde 3.18 olarak gerçekleşti.
Bankaların özkaynak kârlılığının sermaye maliyetinin altında kalarak özkaynak büyümesini destekleyecek yeterlilikte artmadığını söyleyen Aydın, “Mevcut durumda sermaye maliyeti yüzde 15, ortalama sermaye getirisi ise yüzde 10 düzeyindedir. Özkaynaklar risk artışı kadar artmaz ise kredi büyümesi sürdürülemez. Basel’den gelen yükler de dikkate alınarak bir hesaplama yapıldığında, sektör olarak 2018 yılında sermaye yeterliliğinde sınıra geliniyor” dedi.
Bankaların kredileri geri çağırmasının söz konusu olmadığını söyleyen Aydın, “Şu anda net faiz marjı aynı kaldığı için biz hacimsel büyümeye oynuyoruz, kârı belli bir noktada tutabilmek için. Onun için asla kredi geri çağırma ya da kredi iştahında daralma söz konusu değil, böyle birşey yaparsak bir önceki yılın kârlılığını elde edemeyiz” diye konuştu.
‘İflas ertelemeye yeni düzenleme gelecek’
Son dönemde çok sayıda şirketin mahkemelerden iflas erteleme kararı aldığını ancak temelde belli bir dönemde finansal zorluk yaşayan şirketlere “nefes aldırma” amacı taşıyan uygulamanın istismar edildiğini söyleyen Aydın, uygulamada gerek bankalar gerekse şirketler tarafındaki sorunların giderilmesi için yeni düzenleme istediklerini belirtti.
“Sistem istismar ediliyor. Bu istismar şirketin ya da bizim yanlışlarımızdan kaynaklanabilir. Biz bunların ortadan kaldırılmasını istiyoruz” diyen Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizimse bizim, reel sektörse reel sektör, firmanınsa firmanın, hukuk sistemindeyse o tarafın bu noksanlıkların bütün paydaşlarıyla bu işin çözümü için devletle iletişim halindeyiz. Devlet bu konuda bir düzenleme yapılması hususuna sıcak bakıyor. Çok uzun olmayan sürede bir düzenleme, alacaklı ve borçluyu eşit şekilde yarıştıran bir sistemi kurgulamış olacağız. Bu bir hukuki düzenleme… Adalet Bakanlığı çalışıyor, İcra İflas Yasası’nda bir değişiklik olacak. Adalet Bakanlığı’na gittik anlattık.”
Basel III etkisi
Mart ayında yürürlüğe giren Basel III uygulamalarının daha sıkı kurallar getirdiğini ve mevcut duruma göre aynı risk düzeyi için daha yüksek sermaye ve daha yüksek likidite gerektirdiğini vurgulayan Aydın, “Mevcut duruma göre sermaye yeterliliğine 150-200 baz puan ek yük geliyor. Geçmişte alınan bazı aşındırıcı önlemler ortadan kaldırılarak sektöre net etkisi sıfırlanacağını veya 50 baz puanlık bir etki olacağını düşünüyoruz. Basel’den dolayı Türk bankacılık sektörünün bir sermaye kısıtıyla karşılaşmayacağını söyleyebiliriz” diye konuştu.
BDDK’nın bireysel kredilere gelir düzeyi ile ilişkili sınır getirilmesi üzerinde çalışmalarını olduğunu söyleyen Aydın, “Ancak TBB’ye henüz bir taslak gelmedi” dedi.
‘Geçen yıl 1.8 milyar lira ücret geri ödemesi yapıldı’
Bankacılık sektörünün geçen yıl toplam 1.8 milyar lira ücret ve komisyon geri ödemesi yaptığını, bunun 600 milyon lirasının Ziraat Bankası tarafından ödendiğini söyleyen Aydın, “Ziraat Bankası bu yıl da yaklaşık 300 bin kişiye 250 milyon lira ücret ve komisyon geri ödemesi yapacak” dedi.
Bu konuda da atılması gereken adımlar olduğunu söyleyen Aydın, hakem heyetlerinin yeniden düzenlenerek, düzenlemelere aykırı aldıkları kararlardan sorumlu olmaları gerektiğini söyleyen Aydın, “Bankacılık hizmetlerinden alınan ücret ve komisyonlara sınırlama veya yasak getirilmesi faiz oranları üzerinde baskı yapmaktadır. TBB’nin söylediği, düzenlemelere uymak kaydıyla hizmet alan ücretini ödemelidir” dedi.
Aydın, bireysel müşterilerden alınan bankacılık hizmet gelirlerinin; toplam hizmet gelirleri içindeki payının yüzde 28, faiz dışı giderlere oranının ise yüzde 13 olduğunu söyledi.