katarakt-tedavisiVeni Vidi Göz Hastanesi uzmanlarından Op. Dr. Akın Akyurt, halk arasında göz tansiyonu olarak da bilinen “glokom”un her yıl on binlerce kişinin hayatını kararttığını belirterek, “Glokom hastalığının en büyük tehlikesi, ağrı, sızı gibi olumsuz etkenlerle kendi belli etmiyor. Sadece göz tansiyonunu düzenli ölçtürmek değil, göz sinirlerinin yapısını da öğrenmek gerekiyor” dedi.

Veni Vidi Göz Hastanesi açıklamasında görüşlerine yer verilen Op. Dr. Akyurt, glokomun göz sinirlerinin tahrip olması sonucu ortaya çıktığını ve son araştırmalara göre Türkiye’de 1 milyon kişinin bu hastalığa yakalandığını ifade etti.

Göz içi basıncının görme sinirini (optik sinir) tahrip etmesi sonucu görme siniri liflerinin zaman içinde hasar görmesiyle ortaya çıktığını aktaran Akyurt, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Glokom hastalığının en büyük tehlikesi, ağrı, sızı gibi olumsuz etkenlerle kendi belli etmiyor. Sadece göz tansiyonunu düzenli ölçtürmek değil, göz sinirlerinin yapısını da öğrenmek gerekiyor. Görme sinirleri beyin ile bağlantılı olduğundan, tamamen hasar görmesi durumunda hastalar görme kaybı yaşıyor. Göz içi basıncı glokomda önemli bir risk faktörüdür ama tek belirleyici faktör değildir. Görme sinirinde henüz bir hasar yoksa görme alanında bir kayıp söz konusu değilse henüz glokom gelişmemiş demektir. Sadece, sinir lifi hasarı olmaksızın göz içi basıncının yüksek seyirli olması söz konusudur. Bu durum ancak ileri tetkiklerle anlaşılabilir.

Göz tansiyonu ölçümlerinde kişinin göz yapısının dikkate alınması gerekir. Her insanın kendine özel bir tansiyon eşiği var ve bu herkeste biraz farklı. Bir başkası için yüksek sayılabilecek bir göz tansiyonu değeri diğer bir kişi için normal sayılabilir. Özellikle, 40 yaşın üzerindeki kişilerde glokom riski artıyor. Genetik faktörlerde glokom hastalığının oluşması konusunda önem taşıyor. Ailesinde glokom öyküsü olan kişilerde glokom oluşma riski artıyor. Diyabet, göz yaralanmaları, üveit veya iritis gibi göz iltihapları, yüksek miyopi ve hipermetropi, uzun süreli kortizon kullanımı gibi durumlar glokom gelişme riskini arttıran diğer faktörler arasında yer alıyor.”

Akyurt, glokom tedavi yöntemlerinden biri olarak lazer uygulamasının yer aldığını belirterek, göz içinde üretilen sıvının dışa çıkışını kolaylaştırmak için dışa boşaltım kanallarına lazer uygulandığını kaydetti.

İşlemin basit ve risksiz olduğunu aktaran Akyurt, “5 dakikadan fazla sürmez. Ameliyathanede değil hasta oturur vaziyetteyken muayene masası benzeri bir ünitede uygulanır. Bu işlemle dışa akım kanalları rahatlar ve göz içi sıvısı buradan rahatça akmaya başlar. Etkisi 1-2 yıl içinde azalabileceğinden tekrarı gerekebilir” bilgisini verdi.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın