Osman Çakmak >
TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın açıklamasındaki en dikkat çekici mesaj buydu: Bu yıl alınan fındığın kısa sürede satılması düşünülmüyor, uzun süre muhafaza edilmesi planlanıyor.
Konuşmasında “muhtemelen” diyerek ifade ettiği bu yaklaşım, üretici açısından önemlidir. Çünkü TMO’nun piyasaya etkisi yalnızca alım yapmasıyla sınırlı değildir. Elindeki fındığı ne zaman, hangi fiyatla satışa çıkaracağı da piyasanın yönünü belirler.
Üretici hasadını satmaya çalışırken kamu stoklarının da piyasaya sunulması, alıcının elini güçlendirebilir. Bu nedenle açıklanan yaklaşımın uygulamada da karşılığını görmek isteriz.
Ancak fındığı depoda bekletebilen devletin, üreticinin neden bekleyemediğini de düşünmesi gerekir.
Üreticinin işçi borcu var, gübre ve ilaç masrafı var, evinin geçimi var. Fiyatın yükselmesini beklemek istese bile ödeme günü beklemiyor. Fındık dalından indikten sonra borç defteri açılıyor.
TMO’nun ürünü alması ve bedelini 21 gün içinde ödemesi bir güvencedir. Fakat üreticinin satışa zorlandığı şartları hafifletmek de bu güvencenin parçası olmalıdır.
Güldal’ın açıklamasında bir başka önemli konu da çürük oranıydı. Yüzde 7’nin üzerindeki çürük oranına sahip fındığın alınmadığını, bu ürünlerin depodaki sağlam fındığı da bozabileceğini söyledi.
Kamu adına alınan ürünü korumak elbette gerekiyor. Peki kapıdan geri dönen üreticiyi kim koruyacak?
O fındığın da arkasında bir yıllık emek ve masraf var. Alım şartlarını karşılamayan üretici, zarar görmüş ürünüyle özel piyasanın karşısına çıkıyor. Böyle bir durumda fiyatı belirleme gücü ne kadar kalıyor?
Kahverengi kokarcayla mücadelede üreticinin sorumluluğu büyük. Ancak mücadele, yalnızca üreticiye talimat vererek başarıya ulaşamaz. Zamanında teknik destek, ulaşılabilir mücadele imkânları ve bölge genelinde koordinasyon gerekir. Zararlı bahçenin sınırını tanımıyor; çözümün de tek bir bahçeyle sınırlı kalmaması gerekiyor.
“Bu yıl fındık satmayacağız” mesajı üreticiye nefes aldırabilecek bir yaklaşımdır. Bunun devamında üretici, stokların piyasaya hangi şartlarda döneceğini de bilmelidir. Belirsizlik azalırsa üretici önünü daha iyi görür.
TMO’nun başarısını yalnızca kaç ton fındık aldığıyla ölçmeyelim. Üreticinin eline geçen gelirle, zararının ne kadar azaltıldığıyla ve gelecek yıl bahçesine hangi imkânlarla dönebildiğiyle de ölçelim.
Devlet fındığı bekletebiliyorsa, üreticiye de bekleyebilecek güç kazandırmalıdır.
Çünkü korunması gereken, fındığın değeri kadar onu yetiştiren insanın emeğidir.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
