OSMAN ÇAKMAK >

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, “3 ay değil 12 ay Ordu” ve “Düşünen, Üreten, Yarışan Ordu” diyor.

Samsun, “Her Adımda Samsun” ve “Modern Şehir, Güçlü Gelecek” sloganlarıyla yol alıyor.

Trabzon, “Renklerini Koruyarak Gelişen Şehir” ve “Birlikte ve Adil Yönetim” anlayışını öne çıkarıyor.

Giresun ise dönemine ve projelerine göre “Temiz Çevre, Yeşil Giresun”, “Dilimiz temiz, çevremiz temiz” gibi ifadeler kullanıyor.

Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu ise çıtayı biraz daha yukarı koyuyor:

“Türkiye’de en çok ürün çeşitliliği olan il Tokat. Türkiye’nin küresel ısınmadan en son etkileneceği yer Tokat. Herkes bir gün Tokat’a taşınmak zorunda kalacak. Yer altı kaynakları, su rezervleri, dağları, ovaları, arazileri, endemik bitkileri… Tokat kardeşim!”

Doğrusu bu kadar iddialı sözleri duyunca ben de merak ettim:

Gerçekten herkes bir gün Tokatlı mı olacak?

Önce son yılların en çok konuşulan yapay zekâsına sordum. Aldığım cevap açıktı:

Tokat; verimli ovaları, farklı iklim kuşakları, su kaynakları ve tarımsal ürün çeşitliliğiyle Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ancak “Türkiye’de en fazla ürün çeşidine sahip il” ve “küresel ısınmadan en son etkilenecek yer” iddialarını doğrulayan kesin bir bilimsel sıralama bulunmuyor. Tokat avantajlı olabilir ama iklim krizinden muaf değildir. “Herkes Tokat’a taşınacak” sözü de bilimsel bir öngörüden çok iddialı bir şehir tanıtımıdır.

Yapay zekânın ardından konunun yaşayan uzmanına, ülkemizin önemli bilim insanlarından Meteoroloji ve Afet Yönetimi Profesörü Sayın Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na sordum.

Hocamızın değerlendirmesi de Tokat’ın hakkını teslim ediyor ama abartıyla gerçeğin arasına bilimsel bir çizgi çekiyor.

Tokat’ın geçiş ikliminde bulunması, yükselti çeşitliliği, verimli ovaları, akarsu ağı, göletleri, ormanları ve geniş tarımsal ürün yelpazesi önemli avantajlardır. Deniz seviyesinin yükselmesi Tokat için doğrudan bir tehdit değildir. Farklı yükseltiler ve mikroiklim alanları, değişen iklim koşullarına uyum sağlayabilmek bakımından şehre önemli imkânlar sunmaktadır.

Kazova, Erbaa, Niksar, Turhal ve Zile ovaları stratejik tarım alanlarıdır. Yeşilırmak, Kelkit ve Çekerek gibi akarsular ile Almus Barajı ve göletler de Tokat’ın elini güçlendirmektedir. Tarla bitkileri, sebze, meyve, bağcılık ve hayvancılığın bir arada yapılabilmesi, gıda güvenliği açısından küçümsenmeyecek bir zenginliktir.

Buraya kadar Belediye Başkanı’nın sözlerinde gerçeklik payı vardır.

Fakat madalyonun bir de diğer yüzü bulunuyor.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun verdiği bilgiye göre Tokat merkezde 29 Temmuz 2025 tarihinde 47,2 derece sıcaklık ölçüldü. Böylece 1962 yılından beri geçerli olan 40 derecelik eski rekor, 7 dereceden fazla aşılmış oldu.

Yani Tokat, küresel ısınmayı gelecekte beklemiyor; etkilerini bugünden yaşamaya başladı.

İl merkezi ile Kazova çevresinde yıllık yağışın sınırlı olması, artan sıcaklıklarla birlikte buharlaşmanın yükselmesi ve tarımsal sulama ihtiyacının çoğalması önemli risklerdir. Yağış miktarı aynı kalsa, hatta bir miktar artsa bile kullanılabilir su miktarı artmayabilir. Çünkü yükselen sıcaklık, topraktaki ve yüzeydeki suyu daha hızlı tüketmektedir.

Bir tarafta kuraklık ve aşırı sıcaklık, diğer tarafta şiddetli yağış, sel, taşkın, dolu, heyelan ve erozyon riski vardır. Erken ısınma meyve ağaçlarını zamanından önce çiçeklendirebilir; arkasından gelen ilkbahar donları elmaya, kiraza, şeftaliye ve bağlara ağır zarar verebilir. Ilımanlaşan kışlar, bitki hastalıkları ile zararlı böceklerin daha kolay çoğalmasına da neden olabilir.

Üstelik Tokat, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın oluşturduğu deprem riskiyle de karşı karşıyadır. Bu nedenle şehri hiçbir ayrım yapmadan “geleceğin güvenli sığınağı” olarak sunmak bilimsel gerçeklerle bağdaşmaz.

Sonuç olarak Tokat Belediye Başkanı’nın açıklamasında doğru bir çekirdek, fakat bu çekirdeğin etrafında oldukça büyük bir tanıtım balonu vardır.

Tokat güçlü bir tarım şehridir.

Su kaynakları, ovaları, ormanları, yükseltileri ve ürün çeşitliliğiyle gelecekte önemli avantajlara sahip olabilir. Ancak “Türkiye’nin küresel ısınmadan en son etkilenecek ili” olduğuna ilişkin bilimsel bir sıralama yoktur. “Herkes Tokat’a taşınmak zorunda kalacak” sözü ise bilimsel bir tahmin değil, siyasi ve turistik bir tanıtım cümlesidir.

Hatta nüfusu göç nedeniyle azalan bir şehir için “Herkes Tokat’a gelecek” demeden önce, “Tokatlı neden Tokat’ta kalmıyor?” sorusunu sormak daha gerçekçi olabilir.

Tokat’ın geleceğini güçlü kılacak olan iddialı sloganlar değil; suyu doğru yönetmek, tarım arazilerini korumak, taşkın alanlarını yapılaşmaya kapatmak, sulamada verimliliği artırmak, orman ve meralara sahip çıkmak, deprem ve heyelan risklerine karşı hazırlıklı olmaktır.

Bilimin söylediği özetle şudur:

Tokat, doğru su, tarım, arazi ve şehircilik politikaları uygulanırsa Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı görece daha dayanıklı şehirlerinden biri olabilir. Fakat kuraklıktan, aşırı sıcaklardan, selden, heyelandan ve iklim krizinden muaf değildir.

Tokat güzel şehir…

Tokat güçlü şehir…

Tokat kardeşimiz…

Ama şimdilik herkes Tokatlı olmayacak!

Osman Çakmak


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın