Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en sıcak gün, hafta ve ayın geride kaldığı bu yaz, şirketlerin değişen iklim koşullarında çalışanlarının sağlığı için önlemler almasını da gündeme getirdi. Risk, emeklilik ve sağlık konularında veri ve analizlerden faydalanarak profesyonel hizmetler sunan Aon, bu konuda şirketlerin neler yapabileceğine dair bir yol haritası hazırladı. 

Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en sıcak gün, hafta ve ay bu yılın temmuz ayında görüldü1. Bir yaz mevsimi daha geride kalırken her geçen yıl daha da sert geçen hava koşullar artık iş gücü için de bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Özellikle son zamanlarda yapılan araştırmalar, sıcak havanın ruh sağlığı üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.2 2022 yılında yapılan bir çalışmaya göre3, ruh hastalıkları için acil servis ziyaretleri yazın en sıcak günlerinde, aynı mevsimin en serin günlerine kıyasla çok daha yüksek.  

Bu gerçeklerden yola çıkan risk, emeklilik ve sağlık konularında veri ve analizlerden faydalanarak profesyonel hizmetler sunan Aon, şirketlerin çalışanların aşırı sıcak havalardan etkilenmemesi için neler yapabileceğine dair bir rehber hazırladı. Şirketlere iklim ve hava koşullarının etkilerini genel iş gücü planlarına dahil etmeleri yönünde tavsiyede bulunulan rehberde bu planda yer alması gereken kriterler şu şekilde özetleniyor: 

  • Güvenli olmayan koşullarda açık havada çalışmayı sınırlandırmak için esnek çalışma imkânı sunun. 
  • Yeterli gölgelik, su ve düzenli dinlenme molaları sağlayın. Çünkü sıcaklıklarla ilgili işyeri güvenlik düzenlemeleri daha fazla koruma sağlayacak şekilde değişiyor. 
  • Geçmişte bazı doğal afetlerin meydana gelmediği yerlerde, artık bu afetlerin yaşanabileceğini dikkate alarak acil durum planları oluşturun. 
  • Uzaktan çalışanların klimaya erişimleri olmadığı ve kamusal alana gitmeleri gerektiği durumlarda konum gerekliliklerini gevşetin. 
  • Düşük gelirli bölgelerdeki çalışanların daha hassas olabileceğini (ör. toplu taşıma nedeniyle sıcak havaya daha uzun süre maruz kalma, daha az güvenilir elektrik altyapısı) ve aşırı sıcakların etkilerine daha az uyum sağlayabileceğini dikkat alın. Örneğin, klimayı açmak daha yüksek enerji faturası anlamına gelir ve bazı çalışanların bunu karşılaması mümkün olmayabilir. 
  • Yeni ve ofise geri dönen çalışanlar için bir uyum planı yapın. Öyle ki alışma sürecinin yetersiz olmasının, çalışanların sıcağa bağlı hastalık ve hatta ölümleriyle ilişkili önemli bir faktör olduğu kanıtlanmıştır.4 
  • İşverenler, sıcağa bağlı hastalıklarla ilgili olabilecek belirtilerin erken tespiti için bir izleme programı oluşturabilir. Bu program, çalışanların iş başında izlenmesine yönelik bir plan içermelidir. İşverenler veri ve analizleri kullanarak önceden var olan koşullar ve konum gibi faktörlere dayalı bir şekilde hangi çalışanların en savunmasız durumda olduğunu belirleyebilirler. Daha sonra bu kişilerin korunmasını sağlamak için ekstra önlemler alabilirler. 
  • Çalışanlara sağlanan yan haklar, şirketlerin çalışan sağlığı, güvenliği ve refahını daha iyi destekleyebilmelerinin bir başka yoludur. Teklifler, evden veya hibrit çalışanlar için verimli ısıtma ve soğutma sistemlerine erişim için finansman desteğinden enerji maliyetlerinin karşılanmasına kadar uzanabilir. 

Konuyla ilgili açıklama yapan Aon Türkiye Sağlık ve Wellbeing Çözümleri Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, “İşverenler için çalışanlarının sağlık ve güvenliğini sağlamak çok önemlidir. Ayrıca aşırı sıcaklar verimlilik sorunlarına ve iş kesintilerine de neden olabilir. Sıcak havaların, salgınlar gibi diğer halk sağlığı risklerine benzer şekilde ele alınması gerekiyor. Değişen iklimin şirketler ve iş gücünün dayanıklılığı üzerinde pek çok etkisi olacaktır. Şirketler, bu riskleri ele almak için Aon gibi güvenilir danışmanlarla iş birlikleri yapabilir. Böylelikle çalışanları ve ailelerini, iklimle ilgili etkilerden ve hastalıklardan uygun şekilde koruyan sağlık ve sosyal yardım kapsamına erişmelerini sağlayacak stratejiler geliştirebilirler. Aon olarak sahip olduğumuz risk araçlarımız, analitik ve modelleme yeteneklerimiz ile potansiyel risklerin nerede yattığını belirliyor ve şirketlerin iklimin operasyonları ve iş gücü üzerindeki en kötü etkilerini öngörmelerine ve azaltmalarına yardımcı oluyoruz. Özetle müşterilerimizi bu konuda reaktif olmaktan proaktif olmaya geçirerek geleceğe hazırlıyoruz.” dedi.  


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın