İstanbul Sanayi Odası (İSO), Sağlık Bakanlığı’nın yatırımları ve satın almalarında yerli üretimin payını artırmak, Bakanlık projeleri ile ilgili oda üyelerine yeni iş fırsatları sunmak amacıyla Yerli Üreticiyi Teşvik ve Destekleme toplantısı düzenledi. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun katıldığı toplantıda açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, küresel rekabet ortamının artık kamu-özel sektör başta olmak üzere her alanda tüm paydaşları işbirliğine zorladığına dikkat çekti.

Türkiye’nin gelecek hedeflerine ulaşmasının ancak sanayinin, yerli üretimin ve yerli ürün alımının desteklenmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Bahçıvan, “Gelişmiş ekonomilerde kamu alım politikaları ülkelerin sanayileşme yeteneğini yükseltmek amacıyla bir araç olarak kullanılıyor. Türkiye’de oldukça büyük bir alım gücüne sahip olan kamunun, bu alımlar kapsamında yerli Ar-Ge, yenilik ve teknoloji transferini desteklemesi ülkemizin orta-yüksek ve yüksek teknoloji alanlarında sanayileşmesi açısından bir fırsat teşkil ediyor. Yerli sanayinin desteklenmesi milli gelir, istihdam, ödemeler dengesi, dışa bağımlılığın azalması ve Türkiye’nin uluslararası rekabet gücü üzerinde olumlu etkiler yapacak” diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu ürünleri üretebiliriz

Sağlık Bakanlığı’nın gider kalemlerinde de ileri teknoloji gerektiren sağlık ürünleri ve cihazların önemli bir yer tuttuğunu belirten Bahçıvan, “Yeni Ar-Ge Kanunu’nun sağladığı imkanlardan da faydalanarak sanayicilerimizin bu alanlara ilgi göstermesi dışa bağımlılığı azaltacak, ülkemize yeni ihracat imkanları doğuracak. Ülke sanayisinin en büyük kısmını oluşturan imalat sanayimiz her türlü ekipmanı kolaylıkla üretebilecek güçte. Sağlık Bakanlığı’nın yatırım ve satın almalarında ihtiyaç duyulacak ürünlerin büyük çoğunluğunun üretimi konusunda hazırız” dedi.

Yerli ürün tercihi dışa bağımlılığı azaltacak

Türkiye’de insan sağlığına verilen önemin bir göstergesi olarak Sağlık Bakanlığı’nın 2016 yatırım bütçesinin bir önceki yıla oranla yüzde 64,5 arttığını dile getiren Bahçıvan, sağlık harcamalarının aynı zamanda üretken sermaye niteliği taşıdığına dikkat çekti. Yüksek teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı sağlık sektörünün diğer sektörleri olumlu etkileyen özelliğe sahip olduğunu belirten Bahçıvan, “Türkiye’nin sağlık turizmi açısından bir çekim merkezi haline gelmesi, ülkemiz adına bir kazanç olacak. Sağlık sektörüne yapılan yatırımlar toplam ekonomik büyümeye katkı yapmaktadır. Sağlık alanında olduğu gibi, kamu ve özel sektör tarafından gerçekleştirilen bütün projelerin alımlarında, yurt içinde üretilen ürünlerin tercih edilmesi birçok sektörde dışa bağımlılığı azaltacak” diye konuştu.

Dört yılda 95 bin yatak kapasiteli bir dönüşüm

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ise konuşmasında Türkiye’nin güçlü bir sanayi altyapısına, girişimci ruhuna, dünyadaki gelişmelere hızla adapte olan bir iş kültürüne sahip olduğunu dile getirerek, “Bu özellikleri iyi kullanmak bizlerin sorumluluğu. Sanayicilerimizle sağlık endüstrisi ve sağlık turizminde işbirliği yapabiliriz. Sağlık sektöründe dört yıl içinde 90-95 bin yatak kapasiteli tıbbı teknoloji dönüşümü yaşanacak. Binlerce ameliyathane, doğumhane, yeni doğan üniteleri gibi ileri teknoloji unsurlarını barındıran süreç milyar dolarlarla ifade ediliyor. Sanayicilerle püf noktalarını yakalayarak, düğümleri birlikte çözerek her yıl milyarlarca TL’lik tüketim alanını fırsata dönüştürebiliriz” dedi.

Uzun vadeli alım garantisi 14 yıla çıkarılacak

Sağlıkta tıbbi ürün alımında uzun vadeli alım garantisinin 14 yıla çıkarılacağının müjdesini de veren Müezzinoğlu, şunları söyledi:

“Sağlıkta demirbaş denilen tıbbı ürünlerin ömrü ortalama 5 ila 7 yıl arasında değişiyor. 7.yıldan itibaren bu ürünleri yenileyeceksek, buna ilişkin stratejiyi de ortaya koymamız lazım. Ama ürünleri yenilerken, Ar-Ge’si yapılmış, dünya standartlarında kalite ve marka değeri oluşturan muhataplarla yolculuk yapmamız lazım. Bu noktada yerli üretimde 14 yıl süresince alım garantisi konusunu masaya koyabiliriz. Bugüne kadar yerli sanayi ile ortak masalara oturamadık. Bakanlık olarak buna ihtiyacımız var. İmkanları sağlıklı değerlendirebilirsek yeni bir vizyon oluşturabiliriz. İlaç sanayinde, örneğin diyabet hastalarının insülin ihtiyacı için yıllık 400 milyon TL harcıyorsak, elimizde 400 milyon TL’yi planlayacak bir yolculuk var demektir. Bunun gibi yerli sanayi ile birlikte çalışabileceğimiz alanları ıskalamamalıyız. Dünya ile rekabet potansiyelimiz var. Ortak masalar kurulabilir, farklı alanların yol haritalarını belirleyebiliriz” dedi.