MÜSİAD üyelerinin katılımıyla 27 Şubat Cumartesi günü düzenlenen toplantıda Ar-Ge Reform Paketi konuşuldu. Toplantıda konuşan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AR-GE Reform Paketi’nin dün Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla hayata geçtiğini ve 1 Mart’ta yürürlüğe gireceğini söyledi. MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, Patent Yasası ve Üretim Reform Paketinin gündemde olduğunu belirtti.
“Yeni Anayasa tarihimizin en önemli başarısı olacak”
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık konuşmasına 28 Şubat’ın 19’uncu yıldönümüyle başladı. Işık, “Milletimize yapılan haksızlıkları unutmayacağız. Bin yıl sürecek denilen o meş’um günlerin karanlığı, 3 Kasım 2002’den itibaren yerini umuda, başarıya ve aydınlığa bıraktı. Türkiye, o tarihten itibaren demokrasi çıtasını sürekli yükseltti, sosyal ve ekonomik yapısını güçlendirdi. İnşallah, Yeni Anayasa’yı da hayata geçirdiğimizde demokrasi tarihimizin en önemli başarısını da milletçe gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
“Bu muhalefet varken 41’inci bütçeyi de yaparız”
26 Şubat’ta 14’üncü bütçe görüşmelerinin başladığını belirten Işık, “Böyle çapsız bir muhalefet varken biz 41’inci bütçeyi de yaparız” diye konuştu. Işık sözlerine şöyle devam etti;
“TBMM Genel Kurulu’nda 2016 bütçesinin görüşmelerine başladık. Bütçe Genel Kurul Görüşmeleri, siyasetin en önemli sahnelerinden birisidir. Siyasi partiler, bütçe görüşmelerinde, vizyonlarını, ufuklarını, tasavvurlarını, strateji, plan, program ve projelerini tüm kamuoyu ile paylaşma imkanı bulurlar. Bu açıdan bütçe görüşmeleri, özellikle muhalefet partileri için, kendilerini topluma kanıtlamak ve milletimiz nezdindeki itibarlarını artırmak açısından önemli bir fırsattır. Ancak ne yazık ki genelde böyle olmuyor, TBMM kürsüsü, yalan, iftira ve hakaret için kullanılabiliyor. Dün Sayın Başbakanımızın da vurguladığı gibi, ‘pozitif’ ve ‘negatif’ olmak üzere iki tarz siyaset var. 2002’den bu yana ülke olarak elde ettiğimiz kazanımların arka planında, işte bu pozitif siyaset anlayışımız yatmaktadır. Bakınız, 2002 yılındaki bütçe büyüklüğümüz 119 milyar TL iken 2016 bütçemizin büyüklüğü 570,5 milyar TL’dir. Yani bütçe büyüklüğümüz 2002’nin neredeyse 5 katına yükselmiştir. Şu rakama da dikkatlerinizi çekmek istiyorum: 2002 bütçemiz, biraz önce de ifade ettim, 119 milyar TL büyüklüğe sahipti. Bu yıl ise sadece eğitime ayırdığımız pay 109,3 milyar TL’dir. Bu mukayese, Türkiye’nin nereden nereye geldiğin son derece çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bütçe büyüklüğümüz bu şekilde artarken, bu bütçenin daha etkin ve verimli kullanılması açısından da çok büyük bir mesafe kat ettik. 2002 yılında yüzde 11’in üzerinde devraldığımız bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranının 2016 yılında yüzde 1,3 seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Türkiye, artık bütçe açığı, faiz ve enflasyon gibi kronik sorunlarından kurtulmuş, makroekonomik temelleri çok sağlam bir ülkedir. Düşünebiliyor musunuz, 2002 yılında, devletin topladığı her 100 liralık verginin 86 lirası “faiz” ödemelerine gidiyordu. Bugün ise her 100 liranın sadece 13 lirası faiz ödemelerinde kullanılıyor. İşte artık faiz ödemelerine, borç finansmanına gitmeyen kaynaklarımız, yatırıma, sosyal harcamalara, teşvike dönüşüyor.”
“Bilim ve yenilik ekosistemini oluşturan herkese yönelik adımlar attık”
Sanayide daha nitelikli üretime geçmek ve daha fazla katma değer oluşturmak için, AR-GE, inovasyon, markalaşma ve tasarım gibi konulara yoğunlaştıklarının altını çizen Işık, ”Ülkemiz bütün bu alanlarda gerçekten de muazzam ilerlemelere, gelişmelere imza attı. 2014 yılında, toplam AR-GE harcaması 17,6 milyar liraya ulaştı. AR-GE harcamalarının milli gelire oranı tarihimizde ilk defa yüzde 1 seviyesini geçti. Bakınız, 2002’de 36 milyar Dolar olan ihracatımızın yüzde 47’si düşük teknolojili ürünlerden oluşuyordu. Geçtiğimiz yıl ise düşük teknolojili ürünlerin ihracatımızdaki payı yüzde 35’e geriledi. Düşük teknolojiden orta-düşük teknolojiye ve orta-düşük teknolojiden orta-yüksek teknolojili ürünlere doğru bir geçiş yaşamamız, ihracat artışımızda önemli bir rol oynadı. Tıpkı birinci atılım döneminde bu değişimi yaşadığımız gibi, şimdi ikinci atılım döneminde de yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımızdaki payını artıracağız. Şu an yüzde 4 civarında olan bu oranı, yüzde 15’e çıkaracağız. Girişimci Bilgi Sistemi verilerine göre, 2014 yılında düşük teknolojili firmaların karlılık oranı yüzde 5,6 iken, yüksek teknolojili firmaların karlılık oranı ise yüzde 8,1’dir. İhraç ettiğimiz düşük teknolojili ürünlerin kilogram fiyatı 3,6 dolar iken, yüksek teknoloji ürünlerin kilogram fiyatı 34 dolardır. Herhalde bu örnekler dahi, AR-GE çalışmalarının ve yüksek teknolojiye geçişin ne kadar önemli olduğunu ifade etmek için yeterlidir. İşte AR-GE Reform Paketiyle, AR-GE ve Yenilik ekosistemini güçlendirme yönünde gerçekten de çok kapsamlı eylemleri hayata geçirmiş olduk. AR-GE ve yenilik ekosisteminde, kamu, üniversiteler, reel sektör firmaları bulunuyor. Bu ekosistemde teknoloji geliştirme bölgeleri, AR-GE merkezleri, araştırma altyapıları bulunuyor. En önemlisi, bu ekosistemde, öğrenci, akademisyen, çalışan veya girişimci olarak insan bulunuyor. Dolayısıyla AR-GE ve yenilik ekosistemini güçlendirmek demek, bütün bu halkaların her birini güçlendirmek anlamına geliyor. İşte biz, Reform Paketimizle, çalışanlardan işverenlere, büyük firmalardan KOBİ’lerimize, orta öğretim öğrencilerimizden akademisyenlerimize kadar bilim ve yenilik ekosistemini oluşturan herkese, her birime yönelik ciddi adımlar attık” dedi.
“2016 ‘altın atılım yılı’ olabilir”
Kurulduğu günden bu yana, Türkiye’nin önüne vizyon açacak projeleri koyarak “Yüksek Ahlak” “Yüksek Teknoloji” mottosuyla hareket ettiklerini belirten MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, “Görüyoruz ki, istikrarın yeniden sağlanması, kararlı ve güçlü reform paketlerinin de önünü açıyor. Bu noktadaki en büyük şansımız ise, dış dünyanın şartları bizi farklı bir noktaya sürüklemezse, seçimsiz geçireceğimiz 4 yıl çok önemli. Hükümetler, en cesur kararları, acı da olsa, en gerekli reformları, bu dönemlerde yapar. İlerleyen 2 yılda bu ivme azalır. Son yılda yine seçim atmosferine gireriz. Evet, zorluklarımız ve sıkıntılarımız var. Ama inanıyorum ki, bu yılı gerektiği ölçüde verimli kullanabilirsek meyvelerini uzun süre toplarız. 1 Mart’ta yürürlüğe girecek olan AR-GE Reform Paketi ve devamını beklediğimiz reformlarla, ‘altın yılımız’ ‘altın atılım’ yılı olabilir” diye konuştu.
Olpak sözlerine şöyle devam etti: “Dünya ekonomisinin “4’üncü sanayi devrimini” konuştuğu bir dönemde Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimindeki açığını kapatabilmesi için hızlı ve sağlam adımlar atması gerekiyor. 4’üncü sanayi devriminde yol kateden ülkeler, üretimde verimliliği artırabildikleri, ürün süreçlerini kısalttıkları bir yapı oluşturacaklar. MÜSİAD olarak, daha önce üretim, yüksek katma değer ve yüksek teknoloji odaklı yeni bir kalkınma stratejisi oluşturulmasının gerekliliğini vurgulamıştık. Geçtiğimiz günlerde açıklanan AR-GE Reform Paketi’ni oldukça önemsiyoruz. Tasarım Destekleri, Sanayinin AR-GE ile Yapısal Dönüşümü, Nitelikli İnsan Kaynağı ve İstihdam, Ticarileştirme Ve Teknoloji Şirketlerinin Ortaya Çıkarılması, Üniversite-Sanayi İşbirliği, Etkin Koordinasyon ve Güçlü Ekosistem başlıkları altında toplanan bu paketi, AR-GE çalışmalarında ülkemizin arzu edilen seviyeye çıkarılması ve daha da önemlisi ekosistemin kalbi olarak işlev gören sanayinin sürece daha fazla entegre edilmesi için bir fırsat olarak görüyoruz.”
Patent Yasası ve Üretim Reform Paketi gündemde
Olpak, “Patent Yasası için Bakanımız, Bakanlık yetkilileri ve STK temsilcileriyle detaylı bir çalışma yaptık. Yakında Patent Yasası önemli gündemimiz olacak. Önümüzdeki günlerde, iş dünyası temsilcileriyle, “Üretim Reform Paketini” aynı şekilde detaylarıyla konuşacak ve tartışacak. Bu konu bizi çok heyecanlandırıyor” dedi.