Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin ihracatta önüne koyduğu hedeflere ulaşacağına kesinlikle inandığını söyledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Meclis Toplantı’sına katılan Cumhurbaşkanı Gül, dünyanın en büyük ekonomik krizinin yaşandığı ve dünya ticaretinin süratli şekilde düştüğü dönemde bile 100 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, “İhracat derken aslında biz dolaylı olarak üretim kapasitemizi konuşuyoruz. Üretiyorsanız satacaksınız. Ürettiğiniz bir şey yoksa, üretim alanında başarınız yoksa o zaman satacak bir şeyiniz de yok demektir. Dolayısıyla ihracata dikkatleri çekmek, ihracata yönelmek aynı zamanda üretimi teşvik etmek, aynı zamanda üretimin önemini kavramak demektir. Neticede ihracata dayalı büyüme modelinden bahsetmek ve onu tercih etmek demektir. Şunu da söylemek istiyorum: 500 milyar dolar ihracatı olan ülkenin üretim kapasitesinin bugünkünün birkaç misli yukarda olması gerekir ki, üretmesi gerekir ki satabilmesi gerekir. Dolayısıyla üretim politikalarımızı da buna göre desteklememiz, buna göre tekrar gözden geçirip dizayn etmemiz gerekiyor” dedi.

Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın da katıldığı toplantıda konuşan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ise, Cumhurbaşkanı Gül’ün TİM’i ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı olduğunu belirterek, bugüne kadar da yurtdışına düzenledikleri pek çok ticaret heyeti programına liderlik ettiğini söyledi. Büyükelçi; 2009 ve 2010 yıllarında, Rusya, Demokratik Kongo, Nijerya, Kamerun, Kazakistan, Arnavutluk, Sırbistan, Kenya, Tanzanya, Suudi Arabistan, Suriye, Kırgızistan, Tacikistan ve Çin olmak üzere 14 ülkeye ticaret heyet programlarını Cumhurbaşkanı Gül liderliğinde gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu seyahatlerde, “Her bir ülkeye yüzlerce KOBİ?miz ilk defa girdi, iş yaptı” diyen Büyükekşi, “Bu ülkelere ihracatımız yüzde 31 arttı. Cumhurbaşkanlığı makamının tüm protokol gücünü Türkiye’nin ve ihracatımızın promosyonu için kullanan proaktif bir cumhurbaşkanımız olduğu için çok şanslıyız. Yarın Gana?ya, Gabon?a ve Nisan ayında da Endonezya?ya yine Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde gideceğiz” diye konuştu.

Türkiye son dönemde her alanda büyük bir değişim ve gelişim gösterdi. İhracat yaşanan tüm bu süreçlerin hem itici gücü oldu hem de yaşanan değişimlerin sonucunda performansını artırdı. 2000 yılından 2010 yılına geldiğimizde ihracatımızı 27 milyar dolardan 114 milyar dolara çıkardık” diyen Büyükekşi şunları söyledi”

“İhracat demek üretim demek, ihracat demek istihdam demek, ihracat demek üreterek özgürleşmek demek.

İhracatçı firmaların 2010 yılında 250 bin yeni istihdam yaratacağını öngördük.

Yılsonunda ihracatçılarımız 310 bin yeni istihdam ürettiler.

Aynı şekilde ihracat performansı konusunda 2011 yılı bizim için son derece güzel başladı.

2011 yılının ihracat artışı yüzde 23,3 olarak seyrediyor. Yılsonunda da orta vadeli programı hedefi olan 127 milyar doları aşıp 132 milyar doların üzerine çıkmayı planlıyoruz.

İhracatla beraber Anadolu dünyaya açılıyor. Türkiye rekabet gücü kazanıyor. 10 yıl önce 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan il sayımız 4 iken 2010?da 14?e yükseldi.

İhracatımızın sektörel çeşitliliği ve gelişimi bizi mutlu ediyor.

2000 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan sektör sayımız 7 iken bu sayı 2010 yılında 19?a çıktı.

10 yıllık dönemde geleneksel sektörlerimizin yanına teknoloji ve sermaye yoğun sektörlerimiz eklendi.

Otomotiv, demir çelik, hazır giyim, kimya, makine, elektrik elektronik ihracatımızın büyük taşıyıcı kolonları haline geldiler.

Özellikle KOBİlerimiz önemli ihracat başarıları yakaladılar.

100 milyon doların üzerinde ihracat yapan firma sayımız 2000 yılında sadece 34 idi. Bu sayı 2010 yılında 114?e yükseldi.

Şirketlerimizin büyümesinden, küresel ölçekli işler yapmasından son derece mutlu oluyoruz.

Bakış açımızı hep daha geniş tutmaya çalıştık. Çünkü bir dünya vizyonu ile hareket etmeden ihracatçı olunmuyor. Biz Türklerin fazla günübirlik yaşadığımız, uzun vadeli planları çok sevmediğimiz söylenir. Biz bu önyargıyı bir şehir efsanesine çevirdik.

3-5 yılı değil önümüzdeki 12 yılı planlayan bir strateji belgesi oluşturduk. Buradan yola çıkarak, Türkiye?nin 2023 vizyonu ile ilgili büyük bir çalışma yaptık.

Türkiye?de bir ilk gerçekleşti. İlk defa özel sektör eliyle bir strateji belgesi hazırlandı.

Türkiye?nin 2023 İhracat Stratejisini bitirip Ekonomi Koordinasyon Kurulunda sunduk. Perşembe günü de Sayın Başbakanımız ile birlikte kamuoyuna açıklayacağız.

Ulaştığımız sonuçların, ortaya koyduğumuz hedeflerin Cumhuriyetin 100. Yılında hayata geçmesini istiyoruz. Bu hedefe hep birlikte ulaşmak istiyoruz.

Çünkü bu hedeflerin sadece ihracatçıların değil, tüm Türkiye?nin hedefleri olmasını istiyoruz.

İktidar ve muhalefetin bu hedefleri ulusal hedefler olarak paylaşmasını bekliyoruz. Bizi 2023 yılı hedeflerine götürecek yol rekabet gücünden geçiyor.

Rekabet gücü vizyonumuzun temeli tüm dünyada tüketici odaklı olmaktır. Tüketici odaklı olmak zincirin en son ve en değerli halkasına bakmaktır.

Tüketiciler tüm dünyada ne istiyor, neleri talep ediyorlar, sosyal değişim hangi yeni ihtiyaçları ortaya çıkartıyor?

Bu sorulara odaklanmadan çağın ruhunu yakalamak ve buna göre hareket etmek imkansızdır.

Türkiye tedarikçi iş modelinden, buradaki kazanımlarını koruyarak talep odaklı iş modeline geçmek durumundadır. Hedefimiz budur.

Rekabet gücümüzü artırmak ve katma değerli ihracat yapmak için beş alana yoğunlaşacağız.

Birincil önceliğimiz, geleneksel sektörlerimizde yalnızca imalatçı olmaktan çıkıp değer zincirinde doğrudan son tüketiciyi hedefleyen bir bakış açısını yaygınlaştırmaktır.

Moda, marka ve tasarımla fark yaratmaktır. Zihinsel değişimdir. Biz TİM olarak, birliklerimiz aracılığıyla tüm ihracatçı sektörlerimizde tasarım yarışmaları düzenliyoruz.

Geçen sene 10 sektörel tasarım yarışması yaptık.

Bu sene 50 sektörel tasarım yarışması düzenleyeceğiz.

İkinci alan Ar-Ge dir.

Temel bilimlere, üniversitelere, uzun soluklu araştırma projelerine kaynak ayırmadan sanayimizin ve ihracatçılarımızın ihtiyaç duyduğu sıçramayı yapamayız.

Bugün Türkiye?nin AR&GE?ye ayırdığı pay gayri safi milli hasılaya oranla yüzde 0,9 değerinde. Bu oran İsrail?de yüzde 4,2.

Bizim de 2013?te yüzde 2?ye çıkarmamız gerekiyor.

TİM olarak, altı sektörümüzde ar-ge proje pazarı kuruyoruz. Böylece üniversite sanayi işbirliğini geliştireceğiz.

Bu sektörlerimiz otomotiv, makine imalat, elektrik-elektronik, kimya, malzeme ve gıda.

Üçüncü öncelikli alanımız innovasyondur.

İnnovasyonu şirket kültürünün değişmez bir parçası yapmak istiyoruz.

TİM olarak büyük bir innovasyon kongresi ve sergisini gerçekleştireceğiz.

Dördüncü öncelikli alanımız girişimciliktir. Bugün 50 bine yakın ihracatçımız var. Bizim daha fazla girişimciye, daha fazla girişimci KOBİ?ye ihtiyacımız var.

Hedefimiz ihracatçı sayısını, ihracatta girişimciliği desteleyerek 70 bine çıkarmaktır.

Beşinci öncelikli alanımız, mesleki ve kurumsal eğitimdir. Şirketlerin daha fazla kaynağı eğitime, insan kaynağını geliştirmeye, iş gücünü dönüştürmeye ayırmasını istiyoruz.

TİM olarak, ihracatçı birliklerimizle iş birliği için geçen yıl 37 bin kişiyi eğittik, bu sene de 50 bin insanımızı eğitmek istiyoruz.”

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretinde ihracatçıların “anayasa” konusundaki görüşlerini de dile getirdi: Büyükekşi şunları söyledi:

“Ülkemizin kazandığı siyasi istikrarın devam etmesi ve Türkiye?yi kutuplaştıran sosyal ve toplumsal sorunlarının çözümü için sizlerin hakemliğinize ve liderliğinize ihtiyaç var. Demokratik açılımın Türkiye için elzem olduğuna inanıyoruz. Biz Demokratik Açılımla ilgili beklentilerimizi ilk defa 1 Eylül 2009?da Hakkari Yüksekova?daki ihracat açıklamamızda ifade ettik. Türkiye?de özgürlükleri geliştirerek zenginlik yaratacak bir anayasaya ihtiyaç var.

Korkulardan arınmış bir toplum olarak, bizi AB hedefine taşıyacak, özgürlükleri geliştirecek, değişen dünyayı iyi okuyan bir Anayasaya ihtiyacımız var.

Biz 1 Mart 2010?da Ordu?da yaptığımız ihracat basın açıklamasında beklentilerimizi açıkladık. Dünya ve Türkiye değişti. İhtiyaçlar değişti, bakış açıları değişti.

Mevcut anayasa Türkiye?ye dar geliyor. Özgürlükçü Anayasa için de toplumsal mutabakatın sağlanması gerekiyor, bunu sağlayacak olan da sizsiniz.

Türkiye?nin iç gerilimlerden arınmış olarak, rekabet gücünü geliştirerek 2023?e hazırlanması gerekiyor. Reform dinamiğinin devam etmesi gerekiyor.

Ülkemizde daha fazla yatırım ve istihdam sağlayacak dinamiğin devam etmesi gerekiyor.

İş gücü piyasalarını esnekleştirecek ikinci nesil reformların hayata geçmesi için desteğinizi bekliyoruz.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın