Anayasa referandumu sonuçları, iş dünyası temsilcisi sivil toplum kuruluşları tarafından çeşitli boyutlarıyla yorumlanmaya başlandı. Dış basındaki analistler ve Türk iş dünyasının özellikle merak ettiği nokta; referandumun aynı zamanda Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) müzakerelerini yeniden hızlandırmak için “önemli bir uyarı işareti” olup olamayacağı konusu… Bu açıdan İktisadi Kalkınma Vakfı’nın (İKV) görüşleri, Türk iş dünyası için büyük önem arzediyor. Seçim sonuçlarını değerlendiren İKV Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, “Sonucun Türkiye’nin AB tam üyelik sürecine yeni bir ivme kazandıracağını ümit ediyoruz” diye açıklama yaptı. Prof. Dr. Kabaalioğlu’nun açıklaması şöyle:

“Dün gerçekleşen anayasa değişikliği hakkındaki halk oylaması sonucunda paket yüzde 57.88 ile kabul edilmiştir. Bu sonucun Türkiye?nin AB tam üyelik sürecine yeni bir ivme kazandıracağını ümit ediyoruz. Ülkemizin gündemini aylarca işgal eden referandum tartışmalarının sonuçlanması ile gerçek gündeme dönülmesinde yarar vardır.

Anayasa değişikliğinin hayata geçirilmesi amacıyla çıkarılacak yasalarda yargı bağımsızlığı, demokrasi, hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine sadık kalınmasını bekliyoruz.

Bundan sonraki süreçte, özellikle AB üyeliği yolunda gerekli reformların hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesinin büyük önem taşıdığı unutulmamalıdır. Özellikle AB standartlarında çağdaş, demokratik ve laik bir anayasanın hazırlanmasında geç kalınmamalıdır. Anayasada demokrasinin temel ilkeleri, laiklik, hukuk devleti ve sosyal devlet esasları, insan hakları, temel özgürlükler, yargının bağımsızlığı, pozitif ayrımcılık gibi hususların yer almasının yanında anayasanın hazırlanma sürecinin de en az içerik kadar önemli olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Demokratik ve katılımcı, farklı görüşlerin siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla seslerini duyurabildikleri ve katkıda bulunabildikleri bir anayasa süreci anayasanın içeriği kadar önem taşımaktadır. Ülkemizi bekleyen en önemli sınavlardan biri de budur. Katılımcı bir süreç sonunda laik, demokratik ve insan haklarına saygılı yönetim ile bağımsız yargıyı  garanti altına alan bir anayasa, AB?nin de olmazsa olmaz koşulları olup, Türkiye?de demokrasinin pekiştiğinin göstergesi olacaktır.

Avrupa Birliği de artık Türkiye?nin AB üyesi olmasının Birliğin geleceği açısından yaşamsal önemde olduğunu ve Türkiye olmadan küresel güç olunamayacağını anlamaktadır. Geçtiğimiz günlerde yapılan ve Dış işleri Bakanımızın da katıldığı gayri resmi dış işleri bakanları (gymnich) toplantısında Bakanımızın koyduğu tavır önemlidir. Türkiye tam üyelik olmadan her türlü stratejik ortaklık tekliflerine karşı durarak ve demokrasisini   pekiştirmek ve AB için gerekli reformları  hızla gerçekleştirmek suretiyle üyelik perspektifini güçlendirmelidir.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın