Türkiye Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, Ramazan ayı öncesi düzenlediği basın toplantısında, gıda ve içecek sektörünün gündemindeki sorunlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Gündeme geçmeden önce 2010 yılına ait sektörel büyüme verileri hakkında bilgi veren Kopuz, yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin 2009 yılının aynı dönemine göre cari fiyatlarla yüzde 16 büyüyerek

243 milyar TL?yi yakaladığını, aynı dönemde gıda sektörünün yüzde 16,9 büyüme ile 48 milyar TL’lik bir hacme ulaştığını belirtti.

Dış ticaret fazlası yüzde 197

İlk çeyrekte gıda sektörünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içinde yüzde 19,8 lik bir pay aldığını kaydeden Kopuz, geride bıraktıkları 5 aylık sürede “dış ticaret” açısından da iyi bir performans sergilediklerine dikkat çekti.

İlk 5 aylık dönemde 2.5 Milyar dolar ihracata karşın 1.2 milyar dolar ithalatla yüzde 197 oranında dış ticaret fazlası verdiklerini kaydeden TGDF Başkanı; ?Ülkemizin küresel kriz etkisiyle düşen ihracat performansının yükselmesinde ve geçen yıla oranla ihracat kayıplarının telafisinde gıda sanayinin payı tartışılamaz bir noktadır? dedi.

Üzerinde en çok spekülasyon yapılan sektör

Ancak gıda sektörünün, üzerinde en çok spekülasyon yapılan sektörlerden biri olduğunu vurgulayan Kopuz; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yapılan 2009 Yılı Gıda Denetim Programı sonuçlarına da değinerek, ?Denetleme sonuçlarında ortaya hiçbir olumsuz tablonun çıkmaması hepimizin arzu ettiği bir durum. Ama yıldan yıla olumsuz numune sayısında gerçekleşen azalmayı da kayda değer bir gelişme olarak not etmek gerekir? dedi. Kopuz, denetleme sonuçlarının hemen hemen gelişmiş ülkelerle aynı seviyede olduğuna dikkat çekti.

Federasyona üye endüstriyel üretim yapan tesislerin ISO 22000 ve HACCP Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri ile üretim yaptıklarının altını çizen TGDF Başkanı, Türkiye?nin küresel kriz etkisiyle düşen ihracat performansının yükselmesinde ve geçen yıla oranla ihracat kayıplarının telafisinde gıda sanayinin tartışılamaz bir payı olduğunu kaydetti.

Ramazan öncesi hazırlıklar tamam

Gündemin önemli başlıklarından biri de yaklaşan Ramazan ayı. Ramazan?ın yaklaşmasıyla birlikte, sektörde her yıl olduğu gibi yine hareketli bir döneme girildi. Kopuz, Ramazan hazırlıklarının tamamlandığını, Ramazan ayı süresince hemen hiçbir gıda ürününün temininde ve piyasaya arzında sıkıntı yaşanmayacağını söyledi. Kopuz, halkımıza rahat, ucuz ve sağlıklı bir Ramazan yaşatmayı arzuladıklarını da sözlerine ekledi.

Birçok üründe rekolte tahminlerinin geçen seneye göre daha yüksek olduğunu belirten Başkan, bunda iklim şartlarının ve mevsimsel unsurların da büyük etkisi olduğunu kaydetti. ?Yani bereketli bir yıl geçiriyoruz? diyen Kopuz, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan döneminde yaşanacak talep artışından kaynaklı bir fiyat artışını beklemediklerini ifade etti. Kopuz, Ramazan fırsatçılarına da seslenerek, ?Bu yıl işiniz daha zor olacak. Bu halkın ekmeği üzerinden fırsatçılık yapamayacaksınız? dedi.

Ancak halkın da fırsatçılara meydan vermemesi gerektiğine dikkat çeken Başkan, vatandaşın açıkta satılan gıdalardan uzak durmasını ve her hal ve şart altında aldıkları gıdanın faturasını almasını istedi. Faturasız gıda satan her kişi ve kurumun kayıtdışında olduğunu, vatandaşı kandırdığını, vergi kaçırdığını, devleti soyduğunu ve tüm bunlardan önemlisi Halkın SAĞLIĞI ile oynadığını vurguladı.

?Türkiye?deki işletmelerin AB mevzuatına uyumu ve üretimin modernleşmesi için çalışıyoruz?

12. Fasıl olan “Gıda Güvenliği, Veterinerlik  ve Bitki Sağlığı Politikası” başlığının 30 Haziran?da müzakereye açılması konusuna da değinen Şemsi Kopuz; bu başlığın, 35 başlık arasındaki en kapsamlı başlık olduğuna dikkat çekti.

Müzakere sürecinin bundan sonraki döneminde, gıda sektörü için önemli konuların başında işletmelerin AB standartlarına kavuşturulması ve modernizasyonu geliyor. Hatırlanacağı üzere; Polonya AB?ye girdiğinde 5.000 civarında olan hayvansal ürün işleyen tesis sayısı AB standartlarını karşılayamadıklarından yaklaşık 500?e, aynı şekilde Macaristan?da da 2 bin olan hayvansal ürün işleyen tesis sayısı yaklaşık 400?e düşmüştü. Geri kalan işletmeler ise kapatılmıştı.

Kopuz, Federasyon olarak gerek Tarım ve Köyişleri Bakanlığı gerekse de üyesi oldukları AB Gıda ve İçecek Konfederasyonu (CIAA) ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri ?Türkiye?deki işletmelerin AB mevzuatına uyumu ve üretimin modernleşmesi, standartlaştırılması? projesi ile bunu engellemeyi hedeflediklerini belirtti.

?Kesintisiz devam eden bu çalışmalarımızla hedefimiz olası her türlü kaybı minimuma indirmektir? diyen TGDF Başkanı, artık merdivenaltı, sağlıksız üretim yapan işletmelerin tarih olmasını kendilerinin de çok arzu ettiklerini ifade etti; ?Bunun da ilk şartı Merdiven altı üretimin sonlandırılmasıdır? dedi.

ISO 22000 ve HACCP nedir?

Bu arada TGDF Başkanı Şemsi Kopuz’un üzerinde ısrarla durduğu ISO 22000 ve HACCP’ın içeriklerini hatırlamakta fayda var. Bilindiği gibi ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi; dünya çapında güvenli gıda üretim zincirini oluşturmak amacıyla, geliştirilmiş uluslar arası bir standarttır. Tedarikçiler, kullanıcılar, yasal otoriteler, tüketiciler tüm ilgili birimler arasında iletişimi ve güvenli gıdanın her basmakta izlenebilirliğini esas alır.

HACCP Kritik Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları Yönetim Sistemi ise gıda zinciri boyuncason tüketime kadar gıda güvenliğini sağlamak için gerekli olan anahtar öğeleri birleştiren gıda güvenliği sistemini tanımlamaktadır.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın