İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Temmuz 2010 aylık toplantısının konuğu Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli oldu. Sanayicilere seslenen, iktisatçı siyasetçi Devlet Bahçeli, Türkiye ekonomisinin, makro ekonomik göstergelerde ifade edilen iyileşmelerin aksine, oldukça kırılgan bir yapıya sahip olduğunu, “geleceğe dönük planlanan adımların atılmasındaki gecikmeler ve aymazlıklar”ın da ekonomideki sorunları içten içe artırdığını belirtti.

Büyümenin sorgulanması gerektiğini belirten Bahçeli şöyle konuştu:

“Cari açık eksenli büyüme yaklaşımının sorgulanması gerekirken, hükümet var olan problemleri kendi dışına havale etmiş, tamamıyla aciz bir görüntü çizerek bu alanda köklü bir girişim yapamamıştır. İç dinamiklerimizden güç alan, üretilen katma değerin daha çok yurt içinde kalmasını sağlayacak bir büyüme stratejisinin bırakın geliştirilmesini, sorumluluk mevkiinde bulunanların aklına bile gelmediği bilinen bir gerçektir. Esas itibariyle ekonominin, tasarrufu artırıcı katma değer yaratmaktan uzak, ancak toplam dış talepten kaynaklanan büyüme modeliyle daha fazla ayakta kalması ihtimal dâhilinde değildir. Sorunları, alanı dışına atma konusunda maharet sahibi olanların, sıra çözümü ortaya çıkaracak kararlığa geldiğinde, şaşkın ve beceriksiz bir görüntü çizdikleri hepimizin malumudur. Tüm dünyada hükümetler, ekonomilerinde ortaya çıkacak risklerle ilgili tedbirler alırken, hükümetin ihmali ve günü birlik politik çekişmelerin tarafı olmasının maliyeti maalesef ağır olmuştur.

Bu kafa yapısına göre, eğer küresel ekonomik sistem iyi giderse, her şey iyi olacak, aksi takdirde sorunlara boyun eğilecektir.

Hepinizin bildiği üzere, ekonomik krize karşı duruşta da ve algılayışta da benzer eğilim hâkim olmuştur. Krizin yok farz edilerek veya görmezden gelinerek, ya da bize bir şey olmaz denilerek azalmayacağı, yaşanmış onca tecrübeye rağmen hala idrak edilememiştir. Kaldı ki bu ufuksuzluğun hazırladığı ekonomi politikalarındaki uyumsuzluk ve çelişki bütün acı sonuçlarını herkese yaşatmıştır. Yine hepiniz yaşayarak biliyorsunuz; sanayi üretimi 2009 yılının ikinci çeyreğinden itibaren artış eğilimine girdiyse de, dış talepteki belirsizlikler ve sanayi kesiminin hak ettiği itibarı görmemesi nedeniyle hala kriz öncesi dönemdeki seviyeye ulaşılabilmiş değildir.”

KOBİ sorunlarının çözümü ekonomik istikrar için mecburiyet

Sanayi kuruluşlarımızın, gelişmişlik seviyemize ve ekonomiye yapacakları katkılar sayesinde, Türkiye’nin daha güçlü ve daha müreffeh bir ülke haline geleceğini belirten MHP Başkanı, “Burada özellikle KOBİ?lerimizin ayrıcalıklı ve önemli bir yeri olacaktır” dedi.

Türkiye ekonomisinin bel kemiği olan ve istihdamın büyük bir kısmını sağlayan KOBİ?lerin sorunlarının giderilmesinin partileri açısından sosyal ve ekonomik istikrar açısından mecburi olduğunu belirten Bahçeli şunları söyledi:

“Sık sık vurguladığım gibi, KOBİ?lerin en başta gelen sorunu finansman meselesidir. Eğer işsizliğin çözümü samimi bir şekilde isteniyorsa, yaratılan yeni istihdamın yüzde 81?ini oluşturan KOBİ?lerin sorunları gecikmeksizin çözülmeli ve ortadan kaldırılmalıdır. Sanayi kuruluşlarımız, her geçen gün daha da artan şekilde küresel rekabet baskısı altında bunalmakta ve üretimlerini rekabet avantajı sağlayacak alanlara yöneltmek arayışına girmektedirler. Ancak Türk girişimcisi, küresel ekonomik devlerin karşısında yeterince desteklenmediklerinden dolayı büyük zorluklar yaşamaktadır. Vahşi ve acımasız rekabet şartları girişimcimizi ziyadesiyle tehdit etmektedir. Elbette bu doğru ve hakkaniyetli bir durum değildir.

Bizim genel yaklaşımımız, Türk sanayisinin önündeki engelleri birlikte gidermektir. Siyaset bunun için vardır ve sanayicisiyle bütünleşmemiş bir siyasi zihniyetin ülkesine katacağı ve vereceği bir şeyi olmayacaktır. Siyasetin, Türk girişimcisine göstereceği destek ve ilginin, küresel arenada marka üretilmesinde ve rekabet yarışında onlara ciddi katkılar sağlayacağı şüphesizdir. İnancım bu yöndedir. Artık, ekonomimizin çeşitlenen ve çok boyutlu hale gelen ihtiyaçlarını; kendi kültürel ve sosyal şartlarımızdan güç alan, milletimizin ve devletimizin menfaatlerini her şeyden öncelikli gören ve kendi kaynaklarımızı harekete geçirmeye kararlı milli bir bakış açısıyla karşılamaktan başka bir seçeneğimiz yoktur.

Nitekim Avrupa Birliği perspektifimiz ve onurlu ve eşit üyelik talebimiz de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Dünya fiyatlarında ve kalitesinde daha çok üreten ve sanayileşme sürecini milli bir ekonomi modeliyle sürdürmeyi ilke edinen bir sanayileşme politikasıyla, geleceğin lider ülkesini hep birlikte inşa edebiliriz. Bu yolda sizlere güvenim tamdır.”

İç pazar yeniden önem kazandı ama…

İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı Erdal Bahçivan da, “Türkiye, sahip olduğu potansiyellerle şüpheniz daha büyük başarıları hak ediyor. Daha büyük ekonomik başarıları hedeflerken elde edilen ekonomik zenginliğin topluma dengeli bir şekilde dağıtılması büyük önem taşıyor. Ülkemiz, 1980 yılında ihracata dayalı ekonomik kalkınmaya karar verince iç talebin daralması bu modelin bir gereği olarak kaçınılmaz olmuştu. Küresel ekonomik kriz nedeniyle bugün dış pazarlarda ciddi sorunlar yaşamıren iç pazar yeniden önem kazanmış bulunuyor. Ancak gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle iç pazarımız maalesef sorunlu durumda” diye konuştu.

İSO Başkanı Tanık Küçük ise ekonominin dışsal değişkenler karşısında kırılganlıktan kurtarıp, daha güçlü ve dayanıklı hale getirmek için, yapısal değişikliklere, kalıcı ve köklü çözümlere ihtiyaç olduğunu söyledi. “Türkiye, için çıkış üretimdir, sanayisini daha da güçlü hale getirmektir” diyen Küçük, Türkiye ölçeğinde bir ülkenin güçlü bir sanayisi olmadan sorunları çözemeyeceğini belirtti.

Küçük şöyle konuştu:

“Kaldı ki, şu anda Türkiye gücünü, geniş bir sektörel yelpazeye yayılan üretim kapasitesinden almaktadır. Sorunlarını çözebilmek, tam üyeliği hedeflediği Avrupa Birliği ile arasındaki mesafeyi makul seviyelere çekebilmek, her yıl iş gücüne katılan 700-800 bin kişilik nüfusa iş yaratabilmek için, Türkiye?nin yapması gereken üretim gücünü daha da artırmaktır. Bu noktada, bir parantez açalım, küresel rekabet koşullarında,  artık sadece üreten ülke olmak yetmiyor, bilgi üretebilen, yaratan, yenilikçilik yapabilen bir ülke olmayı da hedeflemek gerekiyor. Bu hedeflere götürecek sanayi stratejisini geliştirmek gerekiyor.”

Sanayici üzerine düşeni yapıyor, ekonomi yönetiminin desteğine ihtiyaç var

1923-2008 arasında reel olarak tarım sektörünün 11 kat, hizmetler sektörünün 72 kat büyürken, sanayi sektörü tam 196 kat büyüdüğünü hatırlatan Tanıl Küçük, “Dolayısıyla Türkiye?nin bugün geldiği noktaya ulaşmasında en büyük katkı sanayi sektöründen gelmiştir. Ülkemizi geleceğe taşıyan lokomotif de yine sanayi olacaktır. Türkiye, bölgesindeki ülkelerle, köklü tarihsel, kültürel, dini ve etnik bağları ile, yüksek ekonomik potansiyeli ile bölgesel ve küresel güç olmayı fazlasıyla hak etmektedir. Türkiye bu vizyonu kaybetmemelidir. Ama ekonomide elde edeceği başarılarla içini doldurmalı, güçlü bir sanayi ile daha sağlam hale getirmelidir. Ve şunu da ilave etmeliyiz ki, bir ülkenin gerçek anlamda küresel ve bölgesel güç olabilmesi için, tüm kurumlarının, tüm sektörlerinin bu vizyonu paylaşması, ona göre yapılanması gerekmektedir. Uzun yıllardır, küresel pazarlarda rekabet etmeye, ayakta kalmaya çalışan Türk sanayi, Türk sanayicisi halihazırda zaten bunun mücadelesi içindedir” yorumunu yaptı.

Ekonomide sanayinin çözüm bekleyen sorunları olduğunu hatırlatan İSO Başkanı Küçük, “Ama sorunlarımızın yanında, ümidimiz ve mücadele etme kararlılığımız da var. Ülkemiz, yüksek bir ekonomik potansiyele sahip. Bunu bütün dünya görüyor, kabul ediyor. Sanayimizin katkısıyla halihazırda, krizden çıkış yolunda önemli kazanımlar sağlandı. Ama, görünürdeki bu olumlu tabloya karşın, ekonomide, Avrupa?daki sorunlar başta olmak üzere, konjonktürel riskler, müdahele bekleyen, kalıcı ve köklü çözüm bekleyen yapısal aksaklıklar var. Dolayısıyla, rehavete kapılma lüksümüz yok. Ülkemizde, siyaset, siyasi gündem, çoğunlukla ekonominin önüne geçmekte. Reel siyasetin dinamikleri ve ülkemizdeki gündem başlıkları düşünüldüğünde, siyasetin  öne geçmesi anlaşılabilir. Fakat, her şeye rağmen ekonomi ihmal edilmemelidir. Sanayiciler olarak bizler yatırımı, üretimi, ihracatı,  istihdamı artırma, ve küresel rekabeti sürdürme mücadelemizi devam ettireceğiz. Beklentimiz, hükümet ve ekonomi yönetiminin bu mücadelemize destek vermesidir” diye konuştu.

Toplantıda Anayasa değişikliği başta olmak üzere gündeme ilişkin konular ele alındı.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir yanıt yazın