İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çin, hurda demir topladı fiyatlar tavana vurdu

Son günlerde Çin’in piyasaya müdahalesi ile birlikte hurda demir fiyatlarında büyük artışlar yaşanıyor. Bu artışı değerlendiren Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, değerinin çok altında seyreden demir fiyatlarının yaşanan gelişmelerle makul seviyelere gelmeye başladığını söyledi.

Türkiye’de demir çelik sektörünün üzerinde vergi benzeri yüklerin çok fazla olduğunu hatırlatan Yayan, ihracatta küme düştü denilen demir çelik sektörünün bu fiyat artışlarıyla biraz da olsa toparlanacağını ifade etti.

Çin‘in özellikle Amerika’nın batı kıyılarından hurda demir toplamaya başladığını belirten Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, “Bu durumun tüm demir çelik sektörünün ilgisini çekmesiyle birlikte, hurda demir fiyatları 300 dolar seviyelerinden 450 dolar seviyelerine kadar geldi? dedi. Hurda demiri hammadde olarak kullanan demir çelik sektörünün de girdi fiyatlarındaki bu artışı kabullenmek zorunda kaldığını ifade eden Yayan, girdi fiyatlarındaki bu artışın işlenmiş demir fiyatlarının 500 dolarlardan 600 dolarlara ulaşmasına yol açtığını belirtirken, bu artışın daha da devam etmesinin beklendiğini söyledi.

Düşük kârlarda çalışan sektör için toparlanma fırsatı

Türkiye’de zaten düşük marjlarla faaliyetlerini sürdüren sektörün de, bu fiyat artışlarıyla toparlanabileceğini söyleyen Yayan, “Sektördeki şirketler, zaman zaman negatif marjlarla satış yapıyordu. Esasen bu yaşanan artışla, makul düzeylerde olmayan demir fiyatlarının kendisini düzeltmesi söz konusu olacaktır? şeklinde açıklamalarını sürdürdü.

Bu yıl ilk defa geride kaldık

Türkiye’nin demir çelik üretiminde şimdiye kadar sürekli bir şekilde Çin‘in ardından ikinci veya 2009 yılında olduğu gibi, Çin ve Hindistan?ın ardından üçüncü en iyi büyüme performansı gösteren ülke olduğunu belirten Veysel Yayan, “Tüm dünyada demir çelik piyasası 2010’un ilk iki ayında yüzde 25-30 oranlarında büyürken, Türkiye’nin üretim artışları yüzde 1,4 seviyelerinde kaldı” dedi. Üretimde yaşanan bu düşüşlerin ihracatı da etkilediğini söyleyen Yayan şöyle devam etti;

“Türkiye’de tüm sektörlerde büyük ihracat artışları yaşanıyor. Örneğin, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 17’lerde, otomotiv sektöründe yüzde 15 seviyelerinde artışlar yaşanıyor. Yıllardır ihracat üzerinde çok önemli payı olan demir çelik sektöründe ise 1 Ocak- 24 Mart arası ihracatta yüzde 18.1’lik bir gerileme var.  Sektörde yaşanan bu gerilemeler, fiyatlarda yaşanan aşırı düşüşlerden kaynaklanıyor.”

“TRT ile demir çeliğin alakası nedir?”

Tüm dünyadaki demir çelik sektörü oyuncularıyla aynı pazarda mücadele ettiklerini ve aynı teknolojilerini kullandıklarını ifade eden Yayan, “Şartların böyle olduğu bir ortamda bile biz etkin bir şekilde rekabet edemiyoruz. Çünkü sektörün üzerinde vergi benzeri yükler çok fazla. Bu da bizim kâr marjımızı etkiliyor. Ekonomik kriz öncesi sektör kuruluşları 100 milyon dolarlar seviyelerinde kâr ederken bu yükler daha kolay göz ardı edilebiliyordu. Ama sektörün küçüldüğü hatta zarar etmeye başladığı ortamda bir de bu yükler gelince sektör çok daha fazla etkileniyor” dedi.

Sektörün ödediği vergi benzeri yüklere en büyük örneğin kullanılan elektrik miktarı üzerinden alınan TRT payı olduğunu söyleyen Yayan,”Defalarca yetkililere ‘TRT ile demir çeliğin alakası nedir’ diye sorduk. Bizi haklı bulmalarına rağmen hiç bir şey yapılmıyor” dedi.

Demir çelik sektörüne devlet desteğinde Avrupa Birliği izin vermiyor

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1996 yılında imzalanan anlaşma gereği, 2000 yılından beri demir çelik sektörünün devlet desteği almadan çalıştığını söyleyen Yayan,”Biz devletten zaten destek istemiyoruz. Sadece köstek olmasınlar yeter. Kullanılan elektrik fiyatlarında yapılacak düzenlemeler ve vergi benzeri giderlerimizin biraz da olsa kısılması sektörün toparlanması için çok önemli. Bunları yapmadan Demir Çelik ihracatta küme düştü şeklide açıklamalar yapılıyor. Bizim TRT payı, ihracatçı birliklerine yapılan kesintiler, gümrük müşavirliklerine yaptığımız ödemeler, çevre katkı payı için yapılan kesintiler toplandığında, ton başına maliyet yükü 15-20 doları buluyor. Bu da, rekabet gücümüzü olumsuz yönde etkiliyor?

Türkiye sanayi elektriği çok pahalı kullanıyor

Sanayi elektriği ile vatandaşın kullandığı elektrik fiyatı arasında sadece yüzde 12’lik bir fark olduğunu da belirten Yayan “Üstelik Türkiye’deki elektrik tüketiminin yüzde 10’unu tek başına yapan sektörün TRT payı gibi vergi benzeri yükleri de ödemesi bu kriz ortamında bize çok zarar veriyor.

Rekabet ettiğimiz yabancı ülkelerde sanayi elektriği ile halkın kullandığı elektrik fiyatları arasındaki farklar yüzde 60’ları buluyor. Biz bu konuda gerekli düzenlemeler yapılacağı sözünü aldık. Bir şeyler yapılmasını istiyoruz” dedi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın