İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Patronlardan Erdoğan’a cevap: İşsizlik, iş dünyası için geçerli olduğu kadar, siyasetin de öncelikli sorumluluğudur

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği?ne (TOBB) bağlı  365 oda ve borsanın yönetim kurulu başkanları ve meclis başkanları, istihdam ve ekonomideki diğer gelişmeleri görüşmek üzere, TOBB ETÜ?de bir araya geldi. Başbakan Recep Tayip Erdoğan?ın işsizlik sorununun çözümü için yaptığı değerlendirmeler üzerine bir araya gelen oda ve borsa başkanlarının toplantısından sonra, TOBB?dan yapılan açıklamada, işsizlik konusunda yeni istihdamlar sağlanabilmesinin şartları olduğuna vurgu yapılarak, ?Türkiye, sorunlarını şeffaf bir zeminde ve gerçeklikten kopmadan açıklıkla konuşmalıdır. Bu, iş dünyası için geçerli olduğu kadar, siyasetin de öncelikli sorumluluğudur? dendi.

TOBB Ticaret ve Sanayi Odaları Konsey Başkanı ve Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nafi Güral tarafından okunan, oda borsa başkanları toplantısı açıklaması şöyle:

?Bizler, Türkiye?nin her köşesinden, 81 il ve 160 ilçesinden ekonomideki gelişmeleri ve istihdam meselesini konuşmak, görüşlerimizi tek bir yürek ve tek bir ağızdan kamuoyuna duyurmak üzere, bugün bir araya geldik.

TOBB camiası  olarak, 2002 yılından bu yana her platformda, kayıtlı ekonomiye geçmenin gerekliliğini, kayıtdışı kalanın küçük kalacağını, kayıt altına girmeyen bir ekonominin, haksızlığa ve adaletsizliğe neden olduğunu ifade ettik. ?Hesabını veremeyenin hesap soramayacağını?, hep söyledik.

?İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır? düsturu ile yetişen bizler, her zaman sosyal sorumluluklarımızın farkında olduk. Sosyal ve ekonomik refahı geliştirici her projenin hayata geçmesi için elimizi taşın altına koymaktan çekinmedik. Son dönemde, hızla bozulan iktisadi ortamın bir sonucu olarak, artan işsizliğin acısını, bizler de yüreğimizde hissediyor ve çözümü için çaba sarfediyoruz.

Zira evine ekmek götürememenin, siftahsız kepenk kapatmanın, çekini-senedini, vergisini zamanında ödeyememenin, üretimini ve işçisini muhafaza edememenin ıstırabını, çok iyi biliyoruz. Anadolu?da, daha çok üretmek ve daha çok istihdam sağlamak, bir müteşebbisin gurur kaynağıdır, övüncüdür.

Bizler, ?çalışanın hakkını alın teri kurumadan veriniz? öğüdüyle yetiştik. Biz, çalışanımızla aynı masada, aynı tencereden yemek yeriz. Çalışanın maaşını geç verdiği için ağlayan insanlar, işte bu camianın mensuplarıdır.

?Komşusu açken, tok yatan bizden değildir? anlayışı benimsemiş bu camianın mensupları, hiçbir zaman ezen olmamış, ezilenin yanında olmuştur. Sömüren olmamış, sömürünün karşısında durmuştur. Biz, hayatımızın her safhasında, işsize iş, aşsıza aş olma gayreti içinde olmuş bir camiayız.

İstihdam piyasası bir aynadır, ekonominin genel durumunun bir aynasıdır. Bizler, küresel ekonomik krizin daha başında, bu işin ciddiye alınmasını istedik ve önerilerimizi ilettik. Sonrasında, gecikmeyle de olsa yürürlüğe giren önlem paketleriyle birlikte, 2009 Mayıs?ında en üst noktaya çıkan işsizlik oranı, gerilemeye başladı.

Yani özel sektörümüz, alınan tedbirlerden sonra, istihdam kaybını telafi etti, etmeye de devam edecek. Önümüzdeki dönemde, istihdamın artacağını da hepimiz göreceğiz. Peki, bu haksız ithamlar niye?

Biz; haysiyetimiz, onurumuz için çalışarak, bu ülkeye hizmet ediyoruz. İşçi ile işvereni karşı karşıya getirerek, iş barışını bozacak söylemlerden de, özellikle kaçınılmasını bekliyoruz. Tekstil ve konfeksiyon gibi, istihdamın, ihracatın, katma değerin yıldızı bir sektörümüzün de, yıpratılmamasını ve desteklenmesini istiyoruz.

Türkiye?nin en öncelikli ve birincil meselesi işsizliktir. Bu sorunu ancak, ortak akılla çözebiliriz. İşte bu nedenle TOBB?un öncülüğünde, 29 Mart günü 2010 tarihinde Ankara?da, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, TESK, TİSK, KAMU-SEN VE TZOB?un katılımıyla, 30 Mart günü de İstanbul?da 17 sivil toplum örgütü temsilcileriyle toplantılar düzenledik.

Sağlıklı  bir işsizlikle mücadele stratejisi için, yapılması gerekenleri tartıştık. Özel sektörün yanı sıra, sendikaların ve kamu kurumlarının da yer alacağı bir istihdam çalıştayında, bu konuyu daha detaylı bir şekilde ele almak istiyoruz.

Yine her zaman dediğimiz gibi, devletten tek isteğimiz, rakiplerimizle şartlarımızın eşit hale getirilmesidir. Türkiye, sorunlarını şeffaf bir zeminde ve gerçeklikten kopmadan açıklıkla konuşmalıdır. Bu, iş dünyası için geçerli olduğu kadar, siyasetin de öncelikli sorumluluğudur.

Türkiye 2002-2007 döneminde hem ekonomide, hem de istihdamda büyük gelişme sağladı. Neden? Çünkü huzur ve istikrar vardı. Reform süreci vardı. Hükümet ile iş dünyası arasında diyalog mekanizmaları, sağlıklı bir biçimde işletiliyordu.

Böylece yaklaşık 3 milyon kişiye, işte bu özel sektör istihdam sağladı. Dün bunu sağlayan özel sektörümüz, bugün 1,5 milyon kişiye daha istihdam sağlayamaz mı? Elbette sağlar

Güçlü  bir istihdam seferberliği başlatabilmek için, ekonomimizin son yıllarda aldığı hasar, mikro reformlar yoluyla telafi edilmelidir.

Öte yandan, önümüzdeki üç yıllık sürede, üç milyon kişiye yeni beceriler kazandırılması için gereken mesleki beceri kursları da, hızlı bir biçimde açılmalıdır.

Biz Oda/Borsa yönetimleri olarak, bu tür kurslara yönelik yerel talebin belirlenmesi, kurs içeriklerinin oluşturulması ve bu kurslarda eğitilenlerin, hizmet içi eğitimi ve şirketlerle eşleştirilmesi konusunda, aktif destek vermeye hazırız.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte, bu konu üzerinde zaten çalışıyoruz. Ülkemizde uzun bir süreden beri ihmal edilen mesleki eğitim konusunda, hükümetimizin atacağı her adımın da, son derece önemli olduğu kanaatindeyiz.

İstihdamın artması, daha çok üretim, daha çok ticaret, daha çok refah demektir. Ekonomik büyüme ile istihdam artışı doğrudan ilişkilidir. Kim daha çok üretmek, kazanmak istemez ki? Daha çok üretirse, iş yaparsa kim ihtiyacı olan işçiyi almaz ki?

Sorunun çözümü  çarkların dönmesi, üretim ve rekabet gücümüzün artmasıdır. Zira üretim tüketim ve istihdam birbirinden ayrılmaz bir bütündür.  Çarkların dönmeye devam etmesi için de, itici güce ihtiyaç vardır. Bunu da ancak hükümet sağlayabilir.

Yapılması  gereken, büyük bir istihdam seferberliğini, kamu-özel sektör işbirliği ile, bir an önce başlatmaktır. Ülkemizin birinci ve öncelikli meselesi olan işsizliği görüşmek üzere, tüm Başkanlarımızla birlikte yapılacak bir toplantıda, Sayın Başbakanımızı da aramızda görmek istiyoruz.?

Başbakan Erdoğan?ın söyledikleri

Hatırlanacağı gibi, Başbakan Recep Tayip Erdoğan, ?Esnaf ve Sanatkarlar Değişim, Dönüşüm ve Destek (3D) Strateji Belgesi ve Eylem Planı?nı (ESDEP) kamuoyuna duyururken, gazetecilerden gelen soruları cevaplandırırken, işsizlik sorunu ve istihdama ilişkin bir soru üzerine, TOBB?un üyelerinin her birinin bir kişi istihdam etmesini istemiş, Türkiye İhracatçılar Meclisi yönetim kurulu üyelerine de ?zekat? benzetmesi yapmıştı. Erdoğan, ?Kendilerine ben şunu da söylüyorum; her şey bu malum kaynaklarla yürümemeli. Eğer TOBB ?benim 1 milyon 300 bin üyem var? diyorsa, biz diyoruz ki ?siz birer kişi ilave alsanız, ortalama istihdam etseniz bu üyelerinizi batırır mı? Hayır batırmaz. Batırmayacağına göre birer kişi istihdam edin. Birer kişi istihdam ettiği anda, 1 milyon 300 bin kişinin veya 1,5 milyon kişinin istihdam alanına girdiği anda işsizlik oranını nereye getireceğini tasavvur edin. 3 puana yakın düşüş oluyor. 10 puana otomatikman inmiş oluyorsunuz. Bir de TESK?te yapacağımız yeni düzenlemelerle attığımız adımları düşündüğünüzde zaten onun altına düşeriz? diye konuşmuştu.

Başbakan Erdoğan’ın tarihi konuşması şöyle:

“İşsizlik, bana göre yapısal bir sorun değil, sanal bir sorun, insani bir sorun. Çünkü şu anda Anadolu’nun bir çok yerinde bu işin başında olanlar, insani olarak, iş adamlarımızı söylüyorum, olaya yaklaşımda ne yazık ki parasal çıkar noktasındaki adımlarını birinci derecede ön plana çıkarıyor. ‘Ben nasıl daha fazla kazanırım’ derken, orada insanımızın sömürüsü yapılıyor, emek sömürüsü yapılıyor. Bu kadar açık konuşuyorum. Özellikle bunu tekstil sektöründe çok acımasızca görüyoruz. Özellikle bunu bayanların istihdam edildiği yerlerde çok acımasızca görüyoruz. Ve sosyal güvencesi noktasında bile bu tür acımasız davranışların olduğunu görüyoruz. Şimdi bunlar sıkıştırdıkça feryada başlıyorlar. Ama biz artık bu işin üzerine gidiyoruz, gideceğiz.
Hatta ben kendilerine şunu da söyledim; ‘Bunu TOBB olarak siz çözdünüz çözdünüz, çözmediğiniz takdirde bundan böyle dolaştığım illerde, arkadaşlarım olarak bakanlar dolaştığımız illerde, sanayi ve ticaret odalarıyla birebir görüşeceğiz. Biz görüşeceğiz. Onlarla bu işi birebir konuşarak anlaşacağız. Çünkü bu, artık çözülmek durumundadır. Böyle ’emeği sömürerek, ben zengin oldum’ demek olmaz. Çalıştıracaksın, hakkını vereceksin. Kayıt dışının yüzde 50’ye varan oranda olmasının, bu ülke için ne büyük bir darbe olduğu da ortada. Türkiye’nin tek kaynağı vergi. Bu vergi olmadığı takdirde bir yere varmamız da mümkün değil. Petrol kuyularımız yok, her zaman söylüyoruz. Kaynağımız bu. Kaldı ki bunun da zaten yüzde 85’ini bu ödenen verginin, büyük iş adamları grubu veriyor, küçüklerin verdiği yüzde 10-15. Böyle de bir tablo ortada. Onun için burada iş adamlarımız üstünde büyük görev var.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın