İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Avrupa’nın patronları AB’nin genişlemesini ve küresel krizi İstanbul’da tartıştı

Avrupalı patronların örgütü Eurochambres’ın Ortak Üyeler Komitesi Toplantısı, “Ekonomik kriz, Lizbon Antlaşması ve Avrupa Birliği’nin Genişleme Süreci”ni tartışmak amacıyla İstanbul’da biraraya geldi. Eurochambres Başkan Yardımcısı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki müzakerelerin ?yavaşlatılmış? bir anlayışla da olsa devam ettiğini belirterek, ?Türk iş alemi olarak biz kendimize bir hedef belirledik; 2013 yılında Türkiye, AB’ye tam üye olacakmış gibi, bütün müzakere sürecini bitirecekmiş gibi biz hazırlıklarımızı yaptık. Önümüzdeki dönemde Avrupa kıtasının huzuru ve istikrarı için genişleme sürecinin muhakkak devam etmesi lazım? dedi. Hisarcıklıoğlu, Avrupa Parlamentosu’ndaki siyasilere, Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’da bir araya gelen Eurochamres’i örnek almalarını önererek, ”AB’ye buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Eurochambres?i bir model olarak alın. Eurochambres, bugün 47 ülkenin bir araya gelerek oluşturmuş olduğu bir çatı kuruluştur. Dünya ekonomisinin yüzde 37’sini temsil etmektedir. Avrupa iş dünyası olarak bizim iş dünyası arasında bir ayrımcılığın olmadığının en somut göstergesi, bu kürsüde konuşan kişinin, Avrupa iş dünyası Başkan Yardımcılığına seçilmiş olmasıdır. Bu, iş dünyası olarak bizim aramızda bir ayrımcılığın olmadığının göstergesidir. İş dünyasında olmayan bu ayrımcılığı, siyasilerimize de bir mesaj olarak iletmek istiyorum” diye konuştu.

Ekonomik krizin, küresel düzeyde ve ulusal düzeyde iş yapma alışkanlıklarından birçoğunu değiştirdiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, iş yapma ortamının değiştiğini, ekonomide korumacılığın tekrar gündeme gelmeye başladığını ve uluslararası ekonomi düzenin yeniden tanımlanmaya başladığını ifade etti.

?İnşallah 2010, küresel krizin bittiği ve dünya ekonomilerinin yukarı doğru tırmanacağı yıl olacak” diyen Hisarcıklıoğlu, küresel krizin etkilerini azaltmak üzere ortaya getirilen G7 ve G8 sonrasındaki G20 zirvesinin, dünya ekonomisinin yüzde 85’ini kapsadığını ve dünya ekonomisinin önümüzdeki dönemde alacağı yolun tespiti açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Hisarcıklıoğlu, geçen yılın Aralık ayında Lizbon Anlaşmasının onaylanmasının, AB’nin geleceğe daha güvenle bakmasına neden olduğunu vurgulayarak, Avrupa Komisyonu’nun 2020 yılına kadarki stratejiyi tartışmaya açtığını söyledi.

Avrupa’nın krizden çıkış stratejisi

EU 2020 olarak tartışmaya açılan stratejinin, AB üyesi ülkelerin, aynı zamanda ”krizden çıkış stratejileri” olarak da işlev göreceğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, strateji taslağı incelendiğinde ortaya konan hedeflerin, sadece AB üyesi ekonomiler için değil, Avrupa’nın tüm ekonomileri için yol gösterici olduğunu gördüklerini bildirdi.

Hisarcıklıoğlu, taslak stratejinin; daha fazla istihdam, yeşil teknoloji, dijital ekonomi, mesleki eğitim, enerji verimliliği, iklim değişikliği ile mücadele, yoksullukla mücadele, iş yapma ortamını düzenleyen mevzuatın sadeleştirilmesi, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi gibi konuları öne çıkardığını belirterek, şunları kaydetti:

”AB, tarihin en önemli barış projelerinin başında yer almaktadır. Birlik, Avrupa kıtasındaki ülkeler için bir çekim merkezi haline gelmiştir. Tarihi kökleri olan düşmanlıklara ve anlaşmazlıklara ekonomi temelinde yaklaşarak, uzun soluklu, kalıcı ve sürdürülebilir çözümler getirmiştir. Birlik doğal olarak Avrupa kıtasında birçok ülke için artık cazibe merkezi haline gelmiştir. Avrupa kıtasını kapsayacak Avrupa Birliği genişleme sürecinin, önümüzdeki dönemde bu barış projesine muhakkak en önemli katkısı olacaktır. Burada zaman zaman dile getirilen hazmetme kapasitesini anlayışla karşılamak lazım. Çünkü tarihte yaşamadığımız bir krizle karşı karşıyayız. Ancak burada bir şeyin altını çizmeden geçemeyeceğim. AB, eğer ki bir değerler manzumesiyse, mutlaka bunu yaparken, adaletli bir yaklaşım sergilemeli ve ‘ahde vefa kuralı’na uygun davranmalıdır. Hepimiz biliyoruz ki genişleme süreci, Birlik üyesi ülke ekonomilerinin gelişimine de katkı sağlamaktadır.”

Eurochambres Ortak Üyeler Komitesi Toplantısı?nda konuşan Eurochambres Başkanı Alessandro Barberis de Eurochambres olarak bütün ülkeler arasında ilişkileri güçlendirmeye çalıştıklarını, özellikle somut programlar gerçekleştirdiklerini, bunu yapabilmek için odaların oluşturduğu sisteme ihtiyaçları bulunduğunu ifade etti.

Ülkelerin farklı sorunları ve gerçekleri bulunduğuna işaret eden Barberis, ”Sizlerle sorunlarınızı paylaşmak istiyorum, önceliklerinizi dinlemek istiyorum. Hep birlikte farklılıkları, zorlukları kabul ediyoruz. Ülkelerimizin her biri farklı durum arz ediyor. Şu anda küresel bir kriz var mesela, herkesin kendine özgü bir durumu var ama bence birlikte çalışılarak daha somut önerilerle, çözümlerle karşınıza çıkabiliriz” dedi.

“Burada Türk kahvesi falı bakmaktansa, gerçekçi konuşmak istiyorum” diye konuşmasına başlayan Avrupa Parlamentosu Üyesi Marietje Schaake, kendisinin de girişimci olduğunu hatırlatarak Avrupa’nın girişimci ruha her zaman ihtiyaçları olduğunu söyledi. Ekonomi ve demokrasinin birlikte anılması gereken kavramlar olarak algılanmaya başladığını hatırlatan Schaake, küreselleşmeyle birlikte Avrupa’nın, AB 2020 Stratejisini bu senenin sonunda kabul edeceğini söyledi. Böylece ulusal stratejilerin değil, artık küresel amaçların öne geçeceğini belirten Schaake, Avrupa Birliği’nde artık “Daha çok kar güdülmesi amaçlanıyor” diye konuştu. Avrupa dijital pazarının tekrar tanımlanacak olacağını hatırlatan Schaake, “Avrupa’da müfusun yüzde 30’u internete bağlı. Bunların yüzde 7’si kıtalararası iş yapabiliyor. Daha çok Avrupa Birliği Ağı’nın oluşturulması gerekiyor. Küçük işletmelerin de bundan yararlanması amaçlanıyor” diye konuştu.

Toplantıya daha önce Avrupa Birliği Baş Müzakereciliği görevini yürüten Ali Babacan da konuşmacı olarak katıldı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, küresel ekonominin zor bir dönemden geçtiğini, krizin etkilerinin henüz tamamıyla silinmediğini ifade etti. Bakan Babacan, ”Olağanüstü tedbirlerle ancak şu son dönemde yavaş yavaş bir toparlanmayı dünya ekonomisinde görmeye başladık, fakat bu toparlanma kendi başına devam eden, kendi ivmesini oluşturabilmiş bir toparlanma da değil” dedi.

Ali Babacan, işsizliğin çoğalmasının pek çok ülkede bu krizin derinleşmesine neden olduğunu anlatırken, işsizlerin sayısının çoğaldığı bir ülkede iç tüketimin azaldığı gibi bir psikolojik etkinin de ekonomiler üzerinde çok büyük olumsuz etkileri beraberinde getirdiğini vurguladı.

Babacan konuşmasında, ABD’nin Türkiye’de uygulandığı gibi konut kredilerinde yüzde 25’lik peşin ödeme alarak morgage kredisi vermiş olması durumunda, yüzyılın krizi kabul edilen bu krizi yaşamayacağını savundu.

Vize sorunu gündemden düşmüyor

Eurochambres Ortak Üyeler Komitesi Toplantısı kapsamında, öğleden sonraki ”Ekonomik Kriz, Lizbon Anlaşması, AB Genişleme Süreci” konulu panelde konuşan İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkelerin işadamlarının Türkiye’ye vizesiz gelirken ya da sınırda birkaç dakikada aldıkları vizeyle Türkiye’ye girerken, Türk iş adamlarının uzun süreler vize için beklediklerini belirterek, ”Bu şekilde nasıl bir eşitlik söz konusu olabilir” dedi. Kabaalioğlu, AB’nin diğer ülkelerle yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmaları’nda (STA) Türkiye’nin dikkate alınmadığını söyledi.

Eski Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti de özellikle 2001 yılından sonra Türkiye ile AB arasında gerçekleşen yakınsama ile ticaret hacimlerinin arttığını ve Türkiye’de kişi başına düşen GSYİH’nın arttığını bildirdi. Türkiye’nin 2001 yılında başlattığı yapısal reformları 2005 yılına kadar sürdürdüğünü, ancak 2005 yılından sonra nispeten yavaşladığını dile getiren Serdengeçti, Türkiye’deki büyümenin, sadece kendi içinde yaptığı reformlara değil, AB ekonomisinin istikrarına da bağlı olduğunu ifade etti.

Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Türkiye Masası’ndan Miltiades Economides de Türkiye’nin AB için, AB’nin de Türkiye için önemli bir partner olduğunu belirtti. Türkiye-AB müzakerelerinin en önemli itici gücünün, Türkiye’deki reform süreci olduğunu vurgulayan Economides, ”Yeni mevzuatlar Meclisten geçirilemezse eğer, müzakereler ilerleyemez. Bu reformlar ayrıca AB kamuoyunu ikna etmek için de önemlidir” diye konuştu.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın