PMI: İMALATTA TOPARLANMA HIZ KAYBEDİYOR

KOBİ Postası

ERVER ERKAN, Tera Yatırım >> İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) ve IHS Markit’in açıkladığı verilere göre; Eylül ayında imalat PMI 54,3 seviyesinden 52,8 seviyesine geriledi. Nisan ayında Covid-19 kaynaklı ekonomide durgunluk etkisiyle 33,4 olan imalat PMI endeksi, sonraki aylarda toparlanma göstermiş ve Haziran itibariyle büyüme pozisyonuna geçmişti. Ekonomik normalleşme periyodu içinde, kontrollü açılmalar ve artan faaliyetle artış gösteren endeks, Ağustos ayından sonra Eylül ayında da genişleme pozisyonunda kalmakla beraber toparlanmanın ivme kaybettiğine işaret ediyor.

Covid-19 etkilerinin en kötü yaşandığı dönemin ardından 3Ç20 dönemi güçlü bir toparlanmaya işaret etti. Haziran ayı ile başlayan normalleşme sürecinde artan ekonomik aktivitenin yansıması olarak endeksin de 50 eşik değerin üzerinde genişleme bölgesine geçtiği görüldü. Ağustos ayından sonra da genişleme bölgesinde kalmaya devam etmekle beraber, toparlanma hızının biraz yavaşladığı görülmektedir. Yeni siparişlerdeki büyümenin yansıması olarak, firmalar istihdam artırıcı yatırımlara biraz daha ağırlık verdiğinden bu alanda hızlanma görülüyor. Buna karşılık, üretim ise daha yavaş bir hızda büyüme gösterdi. TRY’nin değer kaybı ise hem ürün maliyetleri, hem de nihai fiyatlar açısından enflasyonist baskıları artırırken, ihracat rekabetine yansımasının ise olumlu olduğu belirtiliyor.

Kaynak: TÜİK, İstanbul Sanayi Odası, IHS Markit, Bloomberg

Eylül ayına dair veriler, halen güçlü büyüme bölgesinde olduğumuzu ortaya koyarken çeyreğin sonuna doğru talep sönümlenmesi kaynaklı olarak yavaşlama beklentimizi haklı çıkarıyor. Son çeyrekte ise devam eden salgın tehdidi, finansal koşulların sıkılaşmasına ek olarak talep tarafındaki sönümlenme etkisini artırabilir. Yurtdışı pazarlarının toparlanma momentumu da üretim ve yeni sipariş eğilimleri açısından kritik olacak ve bu pazarlar açısından da salgın tehdidinin olası yavaşlama etkisi söz konusu olabilir. Firma geri dönüşleri, TRY’nin değer kaybının uluslararası pazarlar açısından daha iyi rekabet koşulları oluşturmuş olduğuna yönelik. Ancak söz konusu TRY değer kaybı, girdi fiyatlarında da artışa neden olarak üretim maliyetlerini artırıyor. Stokların azalması ve hammadde tedariki sürecinde bu etki daha fazla hissedilecektir. Son çeyrekte salgının gidişatının etkisi ve kurlardaki istikrar durumu önemli olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

BUGÜNKÜ KONJONKTÜRDE TÜRKİYE EKONOMİSİ KARBONDAN ARINDIRILABİLİR Mİ?

“Türkiye 2050 Hesaplayıcısı: İklim Politikası Diyaloğunun Desteklenmesi” projesi raporu hazırlandı. Eylül ayında Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) gündeminde yer alan çalışma, Türkiye’nin 2050 yılında düşük karbonlu ekonomiye geçişine yönelik bir vizyonda, üstesinden gelinmesi gereken zorlukların genel görünümünü ortaya koydu. Türkiye-AB Sivil Toplum Diyaloğu Beşinci Dönem Hibe Programı çerçevesinde, Türkiye […]

Subscribe US Now